5 Ağustos 2014 Salı

Nasıl Piç Oldum Anlatıyorum Part 52

http://fizy.com/#s/3woslk

bu gece uzun bir aradan sonra karakter analizleri yaparak başlayalım istiyorum, epeydir sınıftakilerin durumu ve sınıftakilerle benim aramdaki durumlardan bahsetmedim, hem karakterleri hatırlamış oluruz hem de bireysel olarak merak ettiğiniz tiplerin neler yaptığını öğrenirsiniz, iyi olur demi?

öncelikle okandan bahsetmek istiyorum vefa örneği olarak,

okanla elbette eskisi gibi görüşemiyoruz, çok şey değişti, bizler büyüdük, çevrelerimiz bambaşka, herkesin kendi hayatı, sorumlulukları, dertleri var,

ama yine de, o bir kaç ayda nasıl bir bağ kurmuşsak artık, hala bile birbirimizi online yakalayınca saatlerce konuşabiliyoruz..diyorum abi, eğer o çocuk burada kalsaydı, efsane olurduk biz..tek kelimeyle efsane..sevgi koduğumun hayatı, bazen sizden öyle parçaları söküp alıyor ki, yerini dolduramıyorsunuz.

benim canlı müzik vb. durumlarını ona da anlatmıştım, taa amerikalardan dua etti sağolsun, hem amerikadan edilen dualar daha iyi tutuyormuş diyorlar, cemocu kardeşlerimizin yalancısıyım :p . neyse, bunun da durumları stabil, dilini iyice ilerletmiş, e zaten artık 2 seneye yakın zaman oldu, tamamen uyum sağladım diyor, gerçi daha geçen yaz görüşmüştük ama biz bir araya gelince böyle meseleleri konuşamıyoruz başka muhabbetlerden (:

kız arkadaşıyla devam ediyor, helal olsun, öyle bir ortamda bir ilişkiyi bunca zaman sürdürebilmek erdem işi, amerikan üniversiteleri filmlerdeki gibi herkesin birbirini parmakladığı yerler olmasa bile bizim pek çoğu liseden bozma yapılardan oluşan ve sofudan bozma kafalar tarafından yönetilen üniversitelerimizden farklılar.

kısacası okanla aramızda kopmaz bir bağı oluşturduğumuz belli, her yaz bunu tazeleyip daha da güçlendirmemiz ise cabası.
yurttan çıkmış olmamız, oradakilerle işimizin bittiği anlamına gelmiyor elbette, öyle "öküz öldü, ortaklık bitti" yapmak bize yakışmaz,

yurttan çocuklarla halı saha organizasyonların da olsun, bizim evde olsun bir araya geliyoruz, utku, caner ve adını hatırlamadığım nice eski dostumuzla da bizim "beşli" olarak bağlantımızı koparmış değiliz.

bizim beşli demişken, evde de işler yolunda, zaten bir evde işlerin yolunda olmaması için farklı karakterler tarafından paylaşılması gerek, eğer adamların hepsi gamsız ve rahat tipler olursa ya da hepsi pipirikli tipler olursa sorun çıkmıyor,

bizimkilerin hangi gruba girdiğini tahmin ediyorsunuzdur (:

ortam çok güzel gerçekten, okulda caka satan o cool delikanlılar, eve gelince alışveriş merkezlerindeki oyun alanına bırakılmış veletler gibi oluyoruz, hele içtiğimiz geceler, ertesi sabahları çok eğlenceli oluyor, kendimi bir iki kere alt kattaki salonda halının üstünde yatarken buldum. eğer the hangover i o zamanlar çekmiş olsalar, biz o sinema salonunda gülmekten ölür, çıkamazdık.

ama hayat hep gır gır şamata ve eğlenceden ibaret değil elbet..

diğer çocukları bilmem, ama beni geren pek çok psikolojik faktör de mevcut etrafımda..

bir kere, hala uğruna planlar yaptığınız, kafanızda kuruntular kurup, tilkiler dolaştırdığınız, "sizinle oynayan kız" hala sınıfınızda.. artık ilk zamanlara göre daha olgun ve doymuş görünseler de, hala fingirdeşmelerini çekmek zorundasınız.. onların o her şeyden ve herkes uzak, yüksek ve artist görünüşlerini görmezden gelmek zorundasınız..

nilay-neco-tolga ve ben den oluşan kanka-sevgili-eski sevgili-dost paradokslarından ise bahsetmek bile istemiyorum.. zaten yeterince anlattım.. resmen beynimi yiyor bu durum beyler..

kız, yani nilay, benim harbiden sevdiğim, değer verdiğim ve kişiliğini takdir ettiğim bir insan.. sikicek mikicek diyorsunuz, ayıp ediyorsunuz.. gerçi evet, kanka ayağı göt ayağı derler ama o kızla artık farklı bir boyuttayız biz bu konuda, umuyorum ki bizim başımıza böyle bir kaza gelmeyecek, en azından benden tarafta böyle bir eğilim yok, onda da yoksa ne ala..

neco desen, sınıfta en iyi anlaştığım, nihayetinde ekürim olan tek insan.. bazen düşünüyorum, "acaba ihtiyacım olduğu için mi bu adamla takılıyorum?" diye, yok lan.. harbiden sevdiğim bir adam.. tamam bir okan, tolga değil ama, e onun da adı neco sonuçta..o da başka bir karakter, başka bir mevkinin oyuncusu, kıyaslamaya gerek yok başkasıyla..

zaten dostlarınızı da böyle ayırmanız lazım beyler, her birini başka bir mevkinin en iyisi diye sınıflandırmanız lazım.. birbirleriyle kıyaslamayın yakın arkadaşlarınızı.. hepsinin yeri farklı olsun.. yoksa yalnız kalırsınız..bir kişiye kalırsınız..e o bir kişi de takımı şampiyon yapamaz haliyle..

tolga için ne söyleyebilirim bilemiyorum, zaten bizim muhabbetlerimize siz şahitsiniz, çocuktan bu güne kadar en ufak bir terso görmemişim, ne bir menfi hareket gelmiş ne de bencillik.. beni her daim soğuk tutması ise en büyük özelliği,

soğuk tutmaktan kastım, yani fazla ısınıp patlamamı engelliyor, rahatlatıyor.. tıpkı okan gibi.. sanırım benim insanlarda en çok aradığım ve sevdiğim özellik de bu,

birileri beni devamlı rahatlatacak, serinletecek, yularımı sıkacak ki, sağa sola saldırmayayım, patlamayayım, yanmayayım..birilerinin beni hep idare etmesi gerekiyor..hep pohpohlaması, hep sırtımı sıvazlaması..

ceydanın da beni önce başkasından çalıp, sonra da onca zaman elinde tutabilmesinin sebebi bu olsa gerek..

ne kadar kötü lan düşününce..bu nasıl bir arsızlık, nasıl bir bencilliktir aq? resmen erkeğin kezbanıyım, haberim yok..aah ah..
reklamlar,
***beyler bu diablo 2 çok güzel bir oyun lan, tavsiye ediyorum henüz oynamamış olan kaldıysa. çıktıktan 10 küsür sene sonra başlamış olmam ise benim hatam değil, zamanım olmamış demek ki aq napayım ***

http://fizy.com/#s/2b7jdc

ceyda,

namı diğer kamikaze ceyda..yaptığı akıl dışı hareketle hem kendi hayatını hem de benimkini muhtemelen olumsuz yönde ve önemli ölçüde değiştirmeyi başarmıştı malum..

ayrıca anlam veremediğim şekilde hala ara sıra rüyalarıma giriyor, öyle işlemiş kanıma namussuz (:

acaba şimdi nerde..ne yapıyor..kendimi, hala ona karşı sorumlu hissediyorum, yarın bir gün başına bir şey gelse, sağdan soldan duysam, vicdan azabından yatamam bir kaç gece herhalde..

vicdan azabı konusunu açınca, konuşacak epey şeyim oluyor ister istemez,

mesela en basitinden meltem var, ceydanın arkadaşı..kızı en son gördüğümdeki yüz ifadesi hala aklımda..gerçi komiğime gidiyor o yaşananlar, nasıl attırmıştım sağına soluna ahahaha..ama yine de insan evladıdır..yazık aq..

mine yi görüp duruyorum devamlı..özellikle sınav zamanları..o kadar farklıyız ki artık..o kadar yabancı ki bana..yani herhangi bir kız kadar bile değil aramızdaki mesafe..çok uzak sanki..sanki ben yokmuşum gibi..o yokmuş gibi...

erkek arkadaşı yok sanırım, benden sonra kimseyle çıktı mı bilmiyorum..arada elifle konuşuyoruz, olsa muhtemelen laf sokmak için söyler ama oralara gelmiyor konu..sanki ayıplı, lanetli bir konuymuşçasına, sanki harry potter daki voldemortmuşçasına, açmıyoruz o mevzuları..adlarımızı ağzımıza almıyoruz aq..nerde zamanında kollarımda ısınan, dudaklarımda kendini bulan kadın?..

sınıftaki genel insan ilişkilerim fena değil, hatta bilhassa ilk seneyle kıyaslandığında harika sayılır..sınıfın, 3-5 malum şerefsizi haricinde her kesimine hitap edebilen, istediği şekilde gidip konuşabilen, laf atabilen, şakalaşabilen ender insanlarından biriyim,
gerçi artık o ortama da ihtiyacım var mı? tartışılır..ama bilirsiniz ki, bu hayattaki pek çok şey de, siz ondan vazgeçtiğiniz ya da ihtiyaç duymamaya başladığınız anda gerçekleşmeye başlar..

ulan ilk sene öldüm ben be insansızlıktan, öldüm öldüm..yalnızlıktan ölünür mü? öldüm işte ben..ruhen öldüm..sonra dirildim küllerimden..

şimdiyse basketten ayrı, kafeden ayrı, spordan ayrı,projeden ayrı, sınıftan ayrı çevrem var..ha tabi pek çoğu yüzeysel evet, ama yine de insan kalabalı işte..ben severim kalabalıkları..anladım ki kuytu köşeler bana göre değil..kalabalığın içinde kuytuda olmak benim tarzım..etrafım hep kalabalık olsun, ama aynı zamanda sakin..

tuhaf bir adamım vesselam, ne perhizim, ne lahana turşusu..
http://fizy.com/#s/2b7kld
sınıfta konuştuğum kesimden, nilay filan hariç en yakın olduklarım bizim iki kız işte, biliyorsunuz artık isimlerini, tuğçe ve seda..onlar haricinde nilayın bu aralar takıldığı ve benim de başlarda biraz muhabbetim ve aşinalığımın olduğu, kızlar var, hatta canlı müziğe de bir kaç kere geldiler o grup,

bunlar biraz, nasıl diyeyim, sonradan açılan kabak çiçeği misali kızlar, ilk senelerde pek malum taraklarda bezi olmayan ve birbirinden ayrı olan bu kızlar, sonradan birbirlerini bularak, birbirlerinin gelişimine yardımcı oldular diye düşünüyorum, zira kızların ilk zamanlardaki halleriyle şimdiki halleri arasında uçurum var resmen..gerçi ben her iki halleriyle de ilgilenmiyorum ama gözlemci bir kişilik olarak aradaki bu muazzam farkı görmemek, paylaşmamak olmaz..neyse, kendilerine tebrikler, 10 üzerinden 3-4 den, 10 üzerinden 6-7 ye kadar yükselme gösterdiler,
demek ki neymiş?

kendimize bakıcaz..kılığımıza, kıyafetimize, saçımıza, makyajımıza dikkat edicez..kendimize saygılı olmamızın gereği bu..ulan ben, bu kıllı mıllı erkek halimle, en az 10 dakika kalıyorum ayna karşısında, siz kızların çok daha özenli olması lazım aq? bir kere bu doğanızda var, tavus kuşlarının tüyleri misali, her daim göz alıcı görünmelisiniz ki, hem siz, hem biz mutlu olalım..

göz alıcı görünmek deyince bu aralar akla gelen en önemli isimlerden biri ise şüphesiz ki eda taşpınar!

şaka lan ehehe, magazin programı şeysi yaptım..

şakayı bir yana bırakırsak, size de bahsettiğim gibi, belli bir süredir sınıfın en şık kızı ebru..kesinlikle kendini aştı..hayır hayır, ne vücut ölçüleri ne de masum güzelliği beni alakadar etmiyor sizi çılgınlar! (:
ya da kendimi kandırıyorum, bilemiyorum..zaten doğal olarak da hoş bir kızken artık iyice göz alan bir tip haline geldi, hatta ceylinle bile kapışabilir (ceylinin götünü kıyas dışı bırakmamız lazım ama, insanlık dışı zira).

tüm bu fiziksel farklılıklarının yanında, duygusal olarak da farklı bir kız haline geldi, önceki o kırılgan ve mesafeli yapı, yerini daha girişken ama eskisinden daha olgun bir tavra bıraktı..sınıfta, o da benim gibi, herkesle konuşabiliyor rahatça..hatta benim konuşamadıklarımla (ya da konuşmak istemediklerimle) bile..serhat piçiyle araları iyi, onlara da gelicem birazdan..ama öyle benim inadıma bir hareket içinde olmadığını biliyorum, zira kız artık beni siklemiyor bile, yanımdan, sokak lambasının yanında geçer gibi castır castır geçiyor, ben de rüzgarıyla savruluyorum işte sağa sola (:

ne olursa olsun ebruya karşı hep bir sempati var içimde, bazen derste kendimi, ona dalgın dalgın bakarken yakalıyor ve tokatlıyorum.. cazibesi, karizması üst düzey, ve şunu diyebilirim ki eğer okulun başlarında da durum böyle olsaydı, ben, ayşen yerine, rahatlıkla ona aşık olabilirdim ve şimdiki hayatım çok daha farklı olabilirdi..

ya da tamamen "ulaşılmaz olanın güzel görünmesi" durumunda ibaret bu düşüncelerim..çünkü ebru, artık benim için ulaşılmaz bir yerde gibi..çevresi, ilişkileri , takıldığı insanlar, bana velet muamelesi yapacak kalitede hem de öyle ayçanın yaptığı gibi yalandan değil, harbi harbi beni küçük görecek tipler..
http://fizy.com/#s/1ahxoc

sınıftaki düşmanlara gelecek olursak (ulan çok da komik geliyor bu kelime ama ne diyem, mahmut mu diyem aq (: ), aslında artık pek de bir savaş hali kalmamış gibi aramızda..ben de artık paranoyayı bıraktım, çünkü o serhat hıyarının kendi dertleri ona yeter..körle yatan şaşı kalkar misali, bu aralar abuk subuk tiplerle takılmanın cezasını çekiyormuş diye duydum..dersler desen berbat... allahından bulsun ya, bana ne, zaten yumruğu da yedi..ehehe, düşününce hala yavşak bir gülümseme yayılır yüzüme,hayatım boyunca pek kavga etmediğimden olsa gerek, böyle ender olan kavga anılarımı hep keyifle hatırlar ve anlatırım.

ayşen ve ozan sikişkenlerini ayrı bir yere alıyorum..

ama sanırım artık itiraf etmemin de vakti geldi ki, bu olayı ben çok abartmış olabilirim..tamamen bahane olarak kullanmış olabilirim..suriyenin düşürdüğü uçak misal, bir savaş sebebi yapmış olabilirim..

tamam..kandırıldım, kullanıldım..küçük düşürüldüm, yalnız bırakıldım..ama aradan zaman geçip de şöyle sakin kafayla düşününce, benden çok daha kötü şekilde bu durumlara maruz kalan, aldatılan, elde ettikten sonra sudan sebeplerle terk edilen insanlar var..o yüzden yine de şükür yani..

fakat, ayşene olan nefretim biraz daha farklı bir durum, zira kız, sanki bana düşmanıymışım gibi bakıyor, hor görmeye çalışıyor..ulan orospu, ne yaptım ki ben sana?

en son da bu yüzden patlayıp illa "intikam alıcam" diye bu yola girdim ya zaten..yeniden dirilttim uykudaki şeytanımı..yok abi..öyle beni kullandığı için, ozanı tercih ettiği için filan değil, bireysel karakterinden ötürü, sırf bu kolpa, menfaatçi, çıkarcı, kezban karakteri için hak ediyor bu kız sağlam bir sikişi..

ve ben, öyle ya da böyle, elbet bir gün hıncımı alacağım..tamamen legal yollardan..

neyse..bu kadar analiz yeter herhalde..unuttuğum kişi var mı bilmiyorum, vardır elbet, hatırlatırsanız ben de hatırladığım kadarıyla bahsederim..

nilayı unuttun demeyin, benim zaten onunla geçirdiğim her an, onu anlatan bir hikaye gibi, gerçekten farklı bir kız, farklı bir insan, hayatım boyunca pek az insana karşı hissettiğim güven ve arkadaşlık duygularını hissediyorum ona karşı, keza ebru da öyle, ama onun yeri biraz daha farklı ve nilaydan farklı olarak, maalesef hislerim karşılıksız..

hikayeye yeni katılan ve benim de yeni tanıdığım begüm, burçin gibi karakterlerden daha epey bahsedeceğimiz için burada es geçiyorum,

ceren hakkında spoilerler vermiştim, hatırlıyorum, onun da zamanı gelecek, zaten o karakterdeki (orospu) bir kızla bir şekilde konekte olup, daha sonra tamamen hayatınızdan silebilmek pek mümkün değil, hele ki böyle götünüzün dibindeyken..zira her daim yarı öfkeli (niyeyse) taciz bakışlarını sürdürüyor, ben de göz kırpıp sırıtarak karşılık veriyorum..arada toplu muhabbetlerde laf sokuyoruz birbirimize, saçlarını sarıya boyattı, yattara gibi oldu..amk..

şimdi hikayeyi biraz daha ileri sarıp yeniden müzikli gecelere gidelim (:
vurucu tim ahaha çok iyi lan bu biliyorum, bir ara bu noktaya geldim harbi harbi (:

bu arada arkadaşlar eleştiri, yorum ve sorularınıza cevap vereceğim bu geceki partları bitirdikten sonra, 2-3 ya da üç part daha atabilirim gibi görünüyor, sonra da cevapları yazar ve zıbarırım.

ne mühendisliği okudun, hangi üniversite? hangi şehir? v.b soruların cevaplarını siz bulmalısınız ki ben bilerek hikayede bazı yerlerden açık açık bahsettim bile, o yüzden lütfen artık bu konularda sormayın, detaylara takılmaktansa hikayenin içine sızmaya çalışın derim, benim yerime de geçebilirsiniz, benim yerimde olsaydınız ne yapardınız? gibi soruları da cevaplayabilirsiniz.. diyorum ya, böyle bir şeyi başkası yazmış olsaydı da ben denk gelseydim, onun hayatından bir hikaye de ben çıkartırdım kendi payıma ;)
http://fizy.com/#s/1ajcid
yine bir perşembe gecesi, yine erken çıkıp sahnemizi bitirmişiz, çocuklarla masada biraz takıldıktan sonra uzaktan imalı imalı bakışlar eşliğinde gülümseyen burçin ve nilayın yanına gidiyorum (sarışın nilay, karışmasın).

yine gülüşmelerin arasında oturuyorum masalarına, öncesinde soruyorum,

"masanızda bana da yer var mı acaba? :p"

"bilemiyorum, düşünmemiz lazım biraz x)" diye yanıtlıyor burçin, zaten farklı bir yanıt beklemezdim bu oyun severden (:

bense, ilk gecenin aksine çok daha usturupluyum, bu gece amacım geyik yapmak değil, biraz daha ciddi olmaya çalışıyorum, dozaj dozaj, yavaş yavaş, yine akıcı ama gayet güzel, seviyeli, sakin bir muhabbetin içine giriyoruz, ben, burçinle ilgilendiğim çok belli olmasın diye bilerek sık sık araya nilayı koyuyorum, hatta onunla daha bir samimi gibiyim böyle, hani çaktırmayacağız ya (: hey gidi hey..

aslında bakınca ne kadar yavan ve ne kadar çocuksu taktikler..ama genciz be arkadaş, o zamanlar, insanlar bu blöflerin sıradanlığını bilseler bile, bile bile kullanıyorlar, bile bile yiyorlar..yediriyorlar..eminim siz de karşılaşmısınızdır böyle durumlarla, ya da direkt olarak siz uygulamışsınızdır..

güzel muhabbetimiz, karşılıklı anılarımızdan ve çevrelerimizden bahsetmekle alıp yürüyor..birbirimize, birbirimizden hikayeler anlatıyoruz..bende hikaye çok biliyorsunuz, e çene de çok, taşınma muhabbetleri, yazın babamla olan balık maceralarım, basketbol maceralarım, müzik olayları..bir ara sosyal projeye geliyor iş, kick boks cu olduğumu söyleyince yalandan korkup "adam tehlikeliymiş ya :p" diye taşak geçiyorlar (:

burçin kendini anlatıyor, yola eczacılıkla çıkıp hemşirelikle noktalayışını esprili bir dille dinletiyor bize, aslında hemşirelikle ilgili aklımda bir sürü gır gır şamata ve bel altı imalar beliriyor anında ama kendimi tutuyorum aq..bu gece cıvıtmak yok..espriler mümkünse 1 metrenin üstüne gelsin..

burçin benim hatırıma (artık ne hatrım varsa (: ) sadece bir sigara içiyor bu gece, onu da dışarıda..

bir yerden sonra, nilay biraz devre dışı kalıyor, hem kendi isteğiyle, hem de biz fazla dalıyoruz konuşmaya, diyorum ya, ben zaten burçin e odaklıyım, belli ki o da aynı şekilde bana odaklı, nilay da arada katalizör, enzim, reaksiyona girdiği gibi çıkacak, sadece görevini yapacak, maalesef kızların çoğu tanışmalarda, konuşmalarda böyle 2. kişilere ihtiyaç duyuyorlar..tabi hepsinden ayça gibi öz güvenli ve görmüş görmüş geçirmiş olmasını beklemek zor.

o gece gene beraber çıkıyoruz kafeden, bu sefer evlerine kadar götürüyorum, "kahve içmeye çağırmayacağız ama haberin olsun (:" deyip gülüşüyorlar,

ben de,

"kahveyi biraların, tekilaların üzerine içerim ben zaten genelde" deyip kendimce ayarı veriyorum,

bir gün farklı bir mekanda eğlenmek için sözleşiyoruz,

"bu cumartesi de bekliyorum, size önlerden masa ayırayım bari, özel seyircilerim olarak gelin ;)" diyerek vedalaşıyorum ikiliyle, gündeki teyze öpüşmesi yaparken parfümleri burnuma geliyor..seviyorum lan kızları valla, yumuşak, hoş kokulu pembe varlıklar (: , çilek gibi... yerim sizi x)

akşam eve gittiğimde burçin olayını tolgayla konuşuyorum,

beyler, öyle heyecan filan yok içimde ha, aşk filan yok yani..bitti o işler..kapandı o devir..kız hoş, kafalarımız uyuştu, e birbirimizden de hoşlanıyor gibiyiz..o zaman ne var aq? takılırız işte, olursa olur, olmazsa da murat abi iki sadık müşteri kaybeder muhtemelen (:
http://fizy.com/#s/1ahnqh

..tolgayla bir süredir biraz mesafeli gibiydik, hayır hayır, aramızda bir sorun yok, sadece, derslerimizin ve programlarımızın yoğunlundan ötürü bir türlü adam gibi muhabbet edemedik epeydir, o nedenle sanki geçici bir uzaklık oluştu gibi oldu..bu burçin meselesi vesilesiyle yeniden arayı ısıttık kardeşimle, ben de buna bizim pub a gitmeyi önerdim ertesi akşam,

"cuma cuma mı içicez amk?"

"lan gören de inançlı bir şey sanacak, amk ateisti x)"

"olm boş ver lan, zaten günahkarın önde gideniyiz, hepten cehennem konbinesi aldırtma bize (:"

"iyi ne yapalım o zaman? çıkmak istemiyor mu canın dışarı?"

"çıkarız kanka, ama içmeyelim"

"tamam hacı bey (: , nereye gidek?"

"bilmiyom, kafeye gidelim diycem de, ordan da gına geldi artık, baydın aq x)"

"siktir lan, millet bizi dinlemeye özel geliyor bee özeeell (:"

"hahaha, aslanım güllü (: peçete de atıyorlar mı lan?"

"yok daha atmadılar, topuklarıma sıkmazlar herhalde demi (: ?"

"bilemiyorum, burçin yengeyle iyi geçin (:"

"oof of..kanka istiyorum bu kızı lan ciddi ciddi.."

"vay amk..istiyorsun ha? seviyorum filan değil yani, direkt "istiyorum" x)"

"çekiyor beni abi, yani öyle duygusal olarak olmasa bile fiziksel olarak"

"hee..alışmış kudurmuştan beterdir aga, ne kadar olduydu senin ayçayla ayrılalı? x) x)"

"kes lan (:"

"bizimkilere söylücez mi?"

"yok biz ikimiz kaçalım hacı özel konuşucam sene ;)"

"e hadi iyi madem (:"

daha önce nilayla, ebruyla filan gittiğimiz yerlerden birine gitti, burası da yine canlı müzikli, ama daha arabesk-türkü tarzı takılıyorlar..ulan gel de içme bu şarkılarda şimdi anasını satayım..peki mekandaki en sert içecek ne? sprite..

tolgayla o akşam özel olarak konuştum..evet..

yeter artık aq..

uzunca zamandır beynimi yiyen o malum konunun, tolga kısmını bu gece halletmeye niyetliydim..

konuştum..dedim "aga böyle böyle... sizin bir zamanlar ki muhabbetiniz malum, şimdiki durumunuz malum..benim durumum malum..ben, biz nilayla beraber takılırken aklından neler geçiyor bilmek istiyorum"

tolga bana yalan söylemez, yani en azından bu güne kadar söylemedi, ayak yapsa da anlarım, o kadar da tanıyorum artık..aslında bunlara yeltenmesini bekledim ama çocuk harbiden delikanlı çıktı, helal olsun, hem nalına, hem mıhına, çatır çatır konuştu,

"kardeşim, bizim geçmişte yaşadıklarımız çoğu güzel şeylerdi zaten ki onlar da sizin sayenizde (alıma ebruyu nerden soktun gene be amk)..öyle kanlı bıçaklı ayrılmadık biliyorsun, hala selamlaşıyoruz bile, ben siz beraberken en ufak bir kötü şey düşünmüyorum, hatta hoşuma gidiyor senin yanında olması, sonuçta hala değer verdiğim birisi, senle beraberken mutlu olduğunu, güvende olduğunu biliyorum"

"kurda kuzuyu emanet ediyorsun yani (:" dedim gülerek,

"kim kurt kim kuzu belli olmaz be tsigalko, insanı ayakta uyutuyorlar valla..ama dediğim gibi, benim senden yana bir sıkıntım yok kesinlikle, sen de rahat ol aga, bunları düşünüp kendini yeme yani, kız senin taa okulun başından beri arkadaşın, biz ayrıldık diye sen de küsecek değilsin ya?"

"eyvallah kardeşim, böyle düşünmen sevindirdi beni, içim rahatladı, sağ olasın (:"

"amaaa, şöyle de bir şey var ki aga, biliyorsun, ateşle barut yan yana durmaz derler, siz çok iyi tanıyorsunuz birbirinizi, bir yerden sonra aklınıza farklı düşünceler gelmeye başlayacak, ulan diceksiniz, biz bu kadar iyi anlaşıyoruz zaten, birbirimizi çok iyi tanıyoruz, hatta anama babama anlatmadığımız bazı şeyleri birbirimize anlatıyoruz..şimdi dışardan kimi bulsak, dünyanın en iyi insanına bile denk gelsek, yine de onu da tanımak için belli bir zaman gerekecek, uyum için belli fedakarlıklar gerekecek, e zaman dediğin de akıp gidiyor, bizim elimizde hazır bir ilişki var, adı arkadaşlık da olsa..bunu mu değerlendirsek..diyebilirsiniz yani, hani sen demezsin, o der..anormal bir durum olmaz bir tarafın ya da iki tarafın birden böyle düşünmesi..zaten ona karışmak da benim haddime değil yani, yaşanmış bitmiş benim ilişkim sonuçta, ben sadece sana olabilecekleri söylüyorum"

haydaa..

"aga sen böyle deyince kafam karıştı ama benim?"

"yok be kardeşim, ne karışcak..benim düşüncem net, ne olursa olsun, siz nilayla yarın bir gün sevgili de olsanız, hatta evlenseniz bile değişmez, kesinlikle benim için kaygılacak ya da benden çekineceğiniz bir durum yok, rahat olun (:"

"hee..yani ben yarın nilayla eve el ele gelsem, benim odama geçip kapıyı örtsek sana koymaz öyle mi?" deyip üstüne gittim..

bir kaç saniye durdu..her halde durumu hayal etti,

"koyar aslında aq..gelir misiniz ki öyle?"

çayımı fondipleyip yüzümü ellerimin arasına aldım,

"oof aga off..zor bu işler valla be..çok zor..amk niye ayrılıyorsunuz ki? beni de ortada meriç gibi bırakıyonuz..sikicem belanızı ya.."

güldük..ağlanacak bir hal aslında..neyse ki nilayla aramızda bir şey yok... bir de olduğunu, içten içe hissettiğini düşün aq..felaket..

"aga valla..bilmiyorum ya..bu kız elbet bir gün biriyle sevgili olacak gene, evlenecek..ben de başka biriyle sevgili olacağım, başka biriyle evleneceğim..oluyor yani böyle şeyler..nilayla el ele gelip odaya kendinizi kilitleseniz içim burulur evet, ama ne diyebilirim ki aq? zaten diyebilecek olsam bile demem, sana son bir cümle söyleyeceğim, artık ondan başka soru sorma bana bu konu hakkında, son ve net düşüncemdir,
aha, bak buraya yazıyorum, siz ikiniz, hangi sıfatla, ne bok yerseniz yeyin, ikinize de, özellikle sana olan sevgim zerre eksilmez aq..tamam mı? (:"

bu duygusal finalin ardından ben gene rahat durmayıp piçliğimi yaptım,

"niye aga kavat mısın sen?"

gene gülmeye başladık, omzumu yumrukladı şakasına, "piç tabi, biliyor benim istesem bile bir şey yapmayacağımı, ondan rahat böyle..zerre eksilmezmiş, sie" dedim, güldüm..

"eyvallah aga, bilirim, senin bunu içine dert edip bana söylemen bile senin ne kadar kaliteli bir adam olduğunu gösterir, bundan sonra dert etme kardeşim, hayatı böyle ince hesaplarla, kuruntularla yaşamaya gerek yok, bugün varız, yarın yokuz.."

"lan ağlatıcan beni bu akşam sen, duygu seli oldum aq (:"

çıkışta eve giderken tekelden votka aldık, "hani cumaydı lan içmiyodun?"

"saat 12 yi geçti olm x)"

o gece kafayı bulduk..ben de üzerimden bir yükü daha atmış oldum..tamam belki yüzde yüz olarak gönlüm rahatlamadı, ama önemli ölçüde ferahladım artık..iyi dedi valla tolga..bugün varız, yarın yokuz..bu kavga, kuruntu niye..
http://fizy.com/#s/1ahnqh

..tolgayla bir süredir biraz mesafeli gibiydik, hayır hayır, aramızda bir sorun yok, sadece, derslerimizin ve programlarımızın yoğunlundan ötürü bir türlü adam gibi muhabbet edemedik epeydir, o nedenle sanki geçici bir uzaklık oluştu gibi oldu..bu burçin meselesi vesilesiyle yeniden arayı ısıttık kardeşimle, ben de buna bizim pub a gitmeyi önerdim ertesi akşam,

"cuma cuma mı içicez amk?"

"lan gören de inançlı bir şey sanacak, amk ateisti x)"

"olm boş ver lan, zaten günahkarın önde gideniyiz, hepten cehennem konbinesi aldırtma bize (:"

"iyi ne yapalım o zaman? çıkmak istemiyor mu canın dışarı?"

"çıkarız kanka, ama içmeyelim"

"tamam hacı bey (: , nereye gidek?"

"bilmiyom, kafeye gidelim diycem de, ordan da gına geldi artık, baydın aq x)"

"siktir lan, millet bizi dinlemeye özel geliyor bee özeeell (:"

"hahaha, aslanım güllü (: peçete de atıyorlar mı lan?"

"yok daha atmadılar, topuklarıma sıkmazlar herhalde demi (: ?"

"bilemiyorum, burçin yengeyle iyi geçin (:"

"oof of..kanka istiyorum bu kızı lan ciddi ciddi.."

"vay amk..istiyorsun ha? seviyorum filan değil yani, direkt "istiyorum" x)"

"çekiyor beni abi, yani öyle duygusal olarak olmasa bile fiziksel olarak"

"hee..alışmış kudurmuştan beterdir aga, ne kadar olduydu senin ayçayla ayrılalı? x) x)"

"kes lan (:"

"bizimkilere söylücez mi?"

"yok biz ikimiz kaçalım hacı özel konuşucam sene ;)"

"e hadi iyi madem (:"

daha önce nilayla, ebruyla filan gittiğimiz yerlerden birine gitti, burası da yine canlı müzikli, ama daha arabesk-türkü tarzı takılıyorlar..ulan gel de içme bu şarkılarda şimdi anasını satayım..peki mekandaki en sert içecek ne? sprite..

tolgayla o akşam özel olarak konuştum..evet..

yeter artık aq..

uzunca zamandır beynimi yiyen o malum konunun, tolga kısmını bu gece halletmeye niyetliydim..

konuştum..dedim "aga böyle böyle... sizin bir zamanlar ki muhabbetiniz malum, şimdiki durumunuz malum..benim durumum malum..ben, biz nilayla beraber takılırken aklından neler geçiyor bilmek istiyorum"

tolga bana yalan söylemez, yani en azından bu güne kadar söylemedi, ayak yapsa da anlarım, o kadar da tanıyorum artık..aslında bunlara yeltenmesini bekledim ama çocuk harbiden delikanlı çıktı, helal olsun, hem nalına, hem mıhına, çatır çatır konuştu,

"kardeşim, bizim geçmişte yaşadıklarımız çoğu güzel şeylerdi zaten ki onlar da sizin sayenizde (alıma ebruyu nerden soktun gene be amk)..öyle kanlı bıçaklı ayrılmadık biliyorsun, hala selamlaşıyoruz bile, ben siz beraberken en ufak bir kötü şey düşünmüyorum, hatta hoşuma gidiyor senin yanında olması, sonuçta hala değer verdiğim birisi, senle beraberken mutlu olduğunu, güvende olduğunu biliyorum"

"kurda kuzuyu emanet ediyorsun yani (:" dedim gülerek,

"kim kurt kim kuzu belli olmaz be tsigalko, insanı ayakta uyutuyorlar valla..ama dediğim gibi, benim senden yana bir sıkıntım yok kesinlikle, sen de rahat ol aga, bunları düşünüp kendini yeme yani, kız senin taa okulun başından beri arkadaşın, biz ayrıldık diye sen de küsecek değilsin ya?"

"eyvallah kardeşim, böyle düşünmen sevindirdi beni, içim rahatladı, sağ olasın (:"

"amaaa, şöyle de bir şey var ki aga, biliyorsun, ateşle barut yan yana durmaz derler, siz çok iyi tanıyorsunuz birbirinizi, bir yerden sonra aklınıza farklı düşünceler gelmeye başlayacak, ulan diceksiniz, biz bu kadar iyi anlaşıyoruz zaten, birbirimizi çok iyi tanıyoruz, hatta anama babama anlatmadığımız bazı şeyleri birbirimize anlatıyoruz..şimdi dışardan kimi bulsak, dünyanın en iyi insanına bile denk gelsek, yine de onu da tanımak için belli bir zaman gerekecek, uyum için belli fedakarlıklar gerekecek, e zaman dediğin de akıp gidiyor, bizim elimizde hazır bir ilişki var, adı arkadaşlık da olsa..bunu mu değerlendirsek..diyebilirsiniz yani, hani sen demezsin, o der..anormal bir durum olmaz bir tarafın ya da iki tarafın birden böyle düşünmesi..zaten ona karışmak da benim haddime değil yani, yaşanmış bitmiş benim ilişkim sonuçta, ben sadece sana olabilecekleri söylüyorum"

haydaa..

"aga sen böyle deyince kafam karıştı ama benim?"

"yok be kardeşim, ne karışcak..benim düşüncem net, ne olursa olsun, siz nilayla yarın bir gün sevgili de olsanız, hatta evlenseniz bile değişmez, kesinlikle benim için kaygılacak ya da benden çekineceğiniz bir durum yok, rahat olun (:"

"hee..yani ben yarın nilayla eve el ele gelsem, benim odama geçip kapıyı örtsek sana koymaz öyle mi?" deyip üstüne gittim..

bir kaç saniye durdu..her halde durumu hayal etti,

"koyar aslında aq..gelir misiniz ki öyle?"

çayımı fondipleyip yüzümü ellerimin arasına aldım,

"oof aga off..zor bu işler valla be..çok zor..amk niye ayrılıyorsunuz ki? beni de ortada meriç gibi bırakıyonuz..sikicem belanızı ya.."

güldük..ağlanacak bir hal aslında..neyse ki nilayla aramızda bir şey yok... bir de olduğunu, içten içe hissettiğini düşün aq..felaket..

"aga valla..bilmiyorum ya..bu kız elbet bir gün biriyle sevgili olacak gene, evlenecek..ben de başka biriyle sevgili olacağım, başka biriyle evleneceğim..oluyor yani böyle şeyler..nilayla el ele gelip odaya kendinizi kilitleseniz içim burulur evet, ama ne diyebilirim ki aq? zaten diyebilecek olsam bile demem, sana son bir cümle söyleyeceğim, artık ondan başka soru sorma bana bu konu hakkında, son ve net düşüncemdir,
aha, bak buraya yazıyorum, siz ikiniz, hangi sıfatla, ne bok yerseniz yeyin, ikinize de, özellikle sana olan sevgim zerre eksilmez aq..tamam mı? (:"

bu duygusal finalin ardından ben gene rahat durmayıp piçliğimi yaptım,

"niye aga kavat mısın sen?"

gene gülmeye başladık, omzumu yumrukladı şakasına, "piç tabi, biliyor benim istesem bile bir şey yapmayacağımı, ondan rahat böyle..zerre eksilmezmiş, sie" dedim, güldüm..

"eyvallah aga, bilirim, senin bunu içine dert edip bana söylemen bile senin ne kadar kaliteli bir adam olduğunu gösterir, bundan sonra dert etme kardeşim, hayatı böyle ince hesaplarla, kuruntularla yaşamaya gerek yok, bugün varız, yarın yokuz.."

"lan ağlatıcan beni bu akşam sen, duygu seli oldum aq (:"

çıkışta eve giderken tekelden votka aldık, "hani cumaydı lan içmiyodun?"

"saat 12 yi geçti olm x)"

o gece kafayı bulduk..ben de üzerimden bir yükü daha atmış oldum..tamam belki yüzde yüz olarak gönlüm rahatlamadı, ama önemli ölçüde ferahladım artık..iyi dedi valla tolga..bugün varız, yarın yokuz..bu kavga, kuruntu niye..

http://fizy.com/#s/125sks

..günler geçiyor, kasım ayının da sonlarına doğru ilerliyoruz..önümüzde yılbaşı var..acaba nasıl geçecek, nasıl geçireceğim? şimdiden heyecanı sarmaya başladı, içim kıpır kıpır..sanki hep ciğerlerimden fırlayıp uçmak isteyen kuşlar varmış gibi hissediyorum göğüs kafesimin içinde..

havalar da bir acayip..bir sıcak, bir soğuk, bir ıslak..

tarifsiz bir huzur doluyor içime sokaklarda dolaşırken, avare gibi hissediyorum..hayatımın bütün parçaları yine bir arada..belki de ondan bu şairane tavırlarım..gene keyfim yerinde..

hayatımdan pek çok şeyi çıkarmış gibi görünsem de, okul-müzik-ev ekseninde koşturup durmaktan tatlı bir sersemlik oluştu üzerimde, neyse ki hoşuma giden bir yorgunluk bu..keyifli yorgunluk..sonra tabi bir de burçin var aklımda, ara sıra geceleri onu düşünerek uyuyorum..

zaten beyler, eğer geceleri birini düşünmeden uyuduğunuz zamanlar başladıysa, ya yaşlanmışsınız ya da yalnızlaşmışsınız demektir iyiden iyiye..

öyle zamanlarım da oldu..olmadı mı? hepimizin olmuştur.

ben her ne kadar aşk yok, sevgi yalan desem de, birisiyle flört halinde olmanın heyecanı başka..asla doyulmayacak, bıkılmayacak bir hissiyat, hatta cinsel ihtiyaçlarım başka şekilde karşılanabilirse şayet, sonsuza kadar flört halinde kalabilirim sanırım..onun insana verdiği o tatlı heyecan, sıcaklık bile yeter..kafanızda hayal edersiniz, ilk dokunuşu, ilk öpüşmeyi..beğenmezseniz baştan..sonra bir daha..başka bir tane daha..çünkü olaylar henüz gerçekleşmemişken, direksiyon sizdedir, yönetmen sizsiniz! hem siz, hem de flörtünüz, siz nasıl isterseniz öyle hareket edecektir zihninizde..

tatlı düşüncelerden imalı bir alkış sesiyle ayıldım..

"pat..pat..pat..pat..pat... tebrikler tsigalko, ayın aptal aşığı ödülünü kazanmak üzeresiniz (:"

"saçmalama ne aşkı..aşk filan yok..hoşuma gitti kız sadece.."

"ve bu, sadece hoşuna gitmiş hali öyle mi? dua edeyim de aşık olma..gerçi benim duam da pek kabul olur mu bilemiyorum hahaha"

"seninle konuşmak istediğimi sanmıyorum şu an?"

"oohooo ho..gitmemem için yalvardığın günler çabuk unutulmuş anlaşılan..eh tabi..şimdi rahatın yerinde, gelsin kızlar gitsin kızlar, çalsın sazlar söylesin tsigalko..(: ..neyse canım, senin rahatında gözüm yok merak etme..ben sadece bir hatırlatayım dedim..biliyorsun, hani asıl amacımız..asıl plan..big picture... understand?"

"bana ayran gönüllü muamelesi yapmayı bıraksana sen..tamam işte, neyse ne, yolumuzun üzerindeyiz..hiç bir şeyi de unuttuğum yok..hatta şu son olaylara kadar düşündüğüm tek şey oydu zaten.."

"iyi işte..kendini kaptırma fazla..güzel, büyük bir havuzdasın, tek bir balığın peşinden koşturayım deme, nasılsa hiçbirinin kaçacak yeri yok..elbet bir gün midende olacak..ee..yani yatağında diyelim ;)"

"motivasyon için teşekkürler..izninle ben biraz kafa dinleyeyim?"

yeniden yalnızlığımı kazandıktan sonra terasa çıkıp gecenin nemli havasını içime çektim..yıldızların özgür ve vakur duruşlarına imrendim..
hiç bir zaman o kadar özgür olamayacağım kesin..

http://fizy.com/#s/1ah0by

size ev-okul-müzik üçgeninden bahsetmiştim, az önce, her üçü de aslında pozitif seyreden, ancak pek çok hassas dengeyi ve iletişimi barındıran karmaşık birer sistem gibiler..

üçgenin "ev" ayağında, malumunuz, canımın içi insanlarla bir aradayım..pek sıkıntı yaşanmıyor, şu ana kadar yaşadığımız en büyük sıkıntıları play station turnuvalarında yaşadık:

--spoiler--

"aga sikicem ya tuş basmadı!"

"adam madridten başka takım almıyor ki aq?!"

"sokayım iki saat taktik yapıp durmayın amk"

--spoiler--

madem o kadar birbirimizle bir arada olmayı istedik, allah da bize resmen bir mucize olarak böyle bir evi nasip etti, e o zaman hakkını verelim hesabına, 2-3 gecede bir planlı * şekilde, havalar iyice sikertici olana kadar kah bizim terasta, kah aşağı katın salonunda toplanıyoruz, oyundu, gır gırdı derken zaten sabahlar oluveriyor..

ama ev hayatı da tamamen eğlenceden ibaret değil elbet..ev dediğinin, hele hele öğrenci evi dediğin şeyin, canlı bir organizma olduğunu unutmamak lazım..harbi diyorum bak, öğrenci evlerinin canı vardır ha..garip huyları vardır sonra, iyi geçinmek, arada gönlünü almak, bakımını yapmak gerekir..tatlı sözler fısıldamak, arada sarılmak gerekir kirişlerine duvarlarına (:

ben çok çeşit yemek yapamıyordum o zamanlar, ama yaptığımı da tam yaparım..bilhassa çorbaları, "lan alt tarafı çorba" demek gibi bir sikkoluğa düşmeyin,

"çorbacılık" diye bir sektör var lan sektör..ha derseniz ki "lan olm o çorbacılar konser-bar-alem sonrası insanları ayılmak için var" ben de size "sektörün gidin" derim..

neyse çok iğrençleştim ama hep yorgunluktan bunlar..

işte dediğim gibi, yemek yapıyorum arada, bulaşık yıkıyorum, iki haftada bir evi temizliyoruz baya marklarla viledalarla filan..

üçgenin ev ayağı, nispeten en rahat kısmı.. aslında müzik kısmında da evden daha fazlası var diyemem,

ee..insanoğlu.. çok tuhaf bir varlığız vesselam..ilk çıktığımda dizlerimin titrediği, sesimin titrediği, götümün terlediği sahneye, şimdi çok daha kendime güvenli, moralli bir şekilde çıkıyorum. tabi bunda o eş-dost ortamının da başlardaki katkısı yadsınamaz.. onların gazlaması ve motivasyonu sayesinde o ilk zamanlardaki tedirginliği attım.. tabi bir de hep prof adamlarla çalışıyor olmam benim şansıma.. ömer ile ilkay malum zaten, nuriş de gönlümüzün gitaristi, slow müziğin yeni prensi, genç kızların sevgilisi (:

orada işleri tuhaflaştıran ise genelde, insanın işine gelen tuhaflıklar..en başında bir burçin meselesi var mesela, allah herkese böyle tuhaflaşma versin (: ..seni dinlemeye gelen, mazinin olduğu insanlar var.. ayçası, ayşegülü, mervesi bilmem nesi.. sonra bir kafeye gelme sebebi ne yemek-içmek, ne arkadaşlarıyla muhabbet ne de sosyallik olmayan, tamamen çalgıcı tayfaya iş atmak olan kız tayfaları var ki çok şirinler inanamazsınız.. hani o kezban, batman, guzman dediğimiz türk kızları var ya, mesele müzik-canlı müzik-müzisyen olunca anında arsız, kolpa ve inatçı tiplere dönüşebiliyorlar..

normalde sokakta yan yana geçsek, yüzümüze bakmaz, ama ne ki efendim orada çalıyoruz ediyoruz ya..hani güya forsumuz var, e o da icabında bizi kaldırınca "bilmem nerdeki gitarist çocuğu götürdü kız yeaa" ya da "oha, kıza bak resmen solisti ayarlamış" gibi muhabbetlere konu olmak var ya bir de..hah işte o..bütün mesele bu..

ulan ben de, yanımdaki kız güzel, taş gibi, bilmem ne diye millete hava basıyorum, king hissediyorum sanardım kendimi..yok be abi, yalan valla, kızların, yanlarındaki erkeklerle bastıkları hava ve özellikleri üzerinden ettiği muhabbetin on da biri bile değil bizim havamız..

asıl onlar bizim üzerimizden prim yapıyor.. resmen kullanılıyoruz lan ahaha..

bunu da nerden yazdım, e şimdi tabi böyle taciz atışlarına maruz kalınca ister istemez fark ediyorsun..bir de simalar değişmeyince, diyorsun ki "heaa kız taktı, yazdı.. anlaşıldı" aslında burçin de onlardan biriydi yani, belki öyle öküz gibi sahnenin dibine girip, ışığa bakan geyikler gibi gözlerini sabitlemedi ama, günden günee kesee keseee, nihayetinde beni masasına getirtmeyi başardı mı? başardı..

böyle işte bu işler..hep offering pozisyonundayız beyler hep..hep order ediyoruz aq..cash ya da charizmamız yeterse, dexteritymiz de sağlamsa, buying gerçekleşiyor..

bizim ömere asılan (kibarcası: tanışmak isteyen, ama siz orospular bu şekilde kullandığınız için ben de rövanş alıyorum şu anda ;) ) bir hatun olmuş 2-3 sahne önce, başlardan beri gelenlerden.. çocuk tanışmış filan ama baktı iş boka sarıyor, kız "evin var mı?" "akşamları ne yapıyorsun?" "bu akşam ne yapacaksın" sorularını ardarda sıralayınca bir şekilde çaktırmadan ayarı vermiş, "kız arkadaşımla takılıcam vb." gibisinden..

ama yok hatundan kurtulamıyor..en son çalışımızda bir kere daha geldi bu biz artık inerken, neymiş efendim illa yine masamıza gel filan diye..aq herif konsomatris mi lan? oldu olacak bir de gül döktür tabakla üstüne.. bizim çocuk da olmaz gibisinden net konuşunca kız tuhaf hareketler sergileyip biraz dikkat çekmişti..

onun üzerine anlattı işte bana da..

kısacası, var böyle insanlar.. sonra erkek "aldattı" oluyor, erkekler "güvenilmez" oluyor, erkeklerin "zaten hepsi aynı" oluyor.. kuyruk sallayan dişiler ise tamamen masumlar ve aslında bizi ve sadakatimizi test etmekteler (!), yersen..

müzik olayı da böyle işte, zaten kaç parttır anlattığım şeyler alıştık, mutluyuz.. götümüz kalktı falan..

asıl karmaşa ise şüphesiz ki denklemin okul kısmında..

okul, üniversite, aslında okunmak için gidilmesi gereken ama neticesinde ya sofu, ya anarşist ya orospu ya da orospu çocuğu olup çıktığınız güzide eğitim sistemimizin bir parçası..

bakın ben üniversite okudum, (harbi mi aq?) hem de öyle siktiriboktan bölüm değildi afedersin, miyendislikti miyendislik! 4 senede bitirdim..ha, eşşek gibi mi çalıştım? bazen.. evet. ama şunu söyleyebilirim ki, şu üniversiteye "okuyorum" adı altında giden insanların dörtte üçü, okumaktan başka her şeyi yapıyor..ya kafayı karıyla kızla bozuyor, ya cemaatlere, tarikatlara bulaşıyor, ya keş oluyor, ya ayyaş oluyor, ya nerd oluyor ya pert oluyor.. kısacası, üniversite dediğin, "eğitim öğretim" kurumunda başka her şeye benziyor aq..

kendimden biliyorum..

böyle bir ortamda ise, senin ne canlı müzikçiğin, ne sporculuğun ne kafe-bar ortamın ne de mahalle tayfan kalıyor ortada.. hepsi duman oluyor.. çünkü asıl ortamın, kalabalığın hası okulda? hani, adına, kağıt üzerindeki özelliklerine bakınca, en zor ve en kıt ortam yapılan yerin burası olmasını beklersin ama, öyle değil işte.. o yüzden, eğer okulunuz liseden bozma sikko bir fakülte veya y.ö değilse (çünkü oralarda sosyal insanlar az olur, insanlar okulda kalmaktansa evine kaçmak ister bir an önce) üniversitenize ve oradaki ortama dört elle sarılın ey genç ünililer! (:

benim kendi karışık ortamıma gelecek olursak (amma da çok ortam dedik ha, ben de pek sevmiyorum bu lafı, fazla cool, ama ne yapalım aq alternatifini bulamadım (: )

pek tabi ki sınıfımda kontrol etmem gereken bazı dengeler var, bunu zaten geçen bölümdeki analizde anlattım sizlere.. konuştukları, öylesine selam verdiklerim, ender de olsa kafa dengi olanlar, konuşmadıklarım, konuşamadıklarım, anasını sikmek istediklerim gibi, gözümde pek çok gruba bölünmüş durumda sınıf..

bu, afedersin bok yığınından çıkan ender mücevheratlar ise elbette nilay ve bir hemcinsim olarak muhabbetine ve beni anlamasına çok müteşekkir olduğum neco.. işte diğer konuştuğum kızlar filan da var ama onlar da öyle işte... öylesine..

öte yandan şu basket mevzularına (anlattırmadınız ballandıra ballandıra kıskanç piçler :p ) besyoda epey arkadaşım var, gerek takımda çocuklar, gerek onların arkadaşları, gerekse öyle biz antrenman yaparken, takılırken filan arada kaynaştığımız tipler derken.. yani düşündüm de, vallahi sınıftakinden daha iyi durumdayım valla..

oranın has odabaşısı ise begüm tabi benim için, saplardan bir hayır gelmez beyler, basketçi piçler böyledir, hep kendilerine yontarlar, o nedenle benim o çevredeki elim, ayağım, gözümün nuru, göz bebeğim begüm (: hatta bunu kendisine de açık açık söyledim, tabi kendisi espri yaptığımı sanıp güldü.. neyse öyle sansın, ilerde sıkıntı olursa "ama ben demiştim sana" desem yalan söylememiş olurum..

begüm dediğim de, böyle nasıl desem, değişik bir kız biraz, hani kimi insan için, "uzaktan çok soğuk duruyordun ama hiç öyle değilmişsinn" dersiniz ya, lan bu da tam tersi ha, uzaktan bıcır bıcır, hatta tanışmamız da benim antrenman öncesi çocuklarla kantinde otururken onun o halinde gaza gelip tamamen iyi niyetle laf atmam sayesinde oldu, oradaki elemanlardan da 1-2 tanesini tanıyormuş bu aynı bölüm oldukları için, hatta biri sınıfındaymış.. derken öyle bir muhabbet başladı, nihayetinde bu günlere geldik,

ha diyeceksin ki soğukluğu nerde? soğukluğu filan yok kızın aslında, ama yakında, yani tanıyınca daha bir oturaklı, daha samimi, daha olgun, öyle ergen, bıcırık , tiki modlarda değil, hatta gayet delikanlı sayılır..

bu aralar da epey delikanlı kız sardı etrafımı ha beyler? nilay delikanlı, burçin delikanlı, begüm öyle... sikmesin lan bunlar beni? (:

şaka bir yana, begüm ün o uzaktan zıp zıp, yakından ise seni tanıdığı zaman ki rahat-akıcı muhabbeti bir yana, neredeyse nilay da bile bazen bulamadığım ciddiyeti ve anlayışı kendisinde buldum diyebilirim. belki de o yüzden kısa sürede böyle iyi kaynaştık. kızla alakama gelirsek, valla beyler aklımdan öyle kötü şeyler geçirmiyorum,
diyorum ya, o arada elçi, ha niye, güzel değil diye mi? yoo, aslında gayet hoş kız, bakımlı, sporcu bir kere! ama sanki, bizim en iyi eşleşmemiz, iki iyi dost olmak gibi, tıpkı nilayla olduğu gibi, belki ondan bir iki kademe düşük levelde, ama aynı paralelde..

bir de kızlar, şu yanılgıyı aklından çıkarsın derim, biz erkekler, tanıştığımız her güzel (ya da ortalamanın üzerinde bir güzelliğe sahip diyelim) kıza yavşamıyor, onu sikmek istemiyoruz, zira öyle olsaydı, her gün bir başkasına aşık olur, sever, siker ve sik kangreninden 25 imize gelmeden geberir giderdik..

bazı kızlarla arkadaş olmak gerekir, doğrusu budur.. olması gereken budur, bütün güzelleri sevemezsiniz beyler, bakın, beğenebilirsiniz, hatta hayran olabilirsiniz, ama hepsine aşık olamaz, hepsinden hoşlanamazsınız.. kalbinizi buna alıştırın, eğer otomatikman alışık değilse.. yoksa "sikiyom sokuyom, şöyle iyiyim, böyle çevrem geniş bıdı bıdı" derken adınız yavşağa çıkar, "erkeğin orospusu" derler size, hem kendi hemcinsiniz sevmez hem de karşı cins nefret eder bir süre sonra sizden..

neyse.. mesajlar mesajlar.. elif taşak..ehm, elif şafak gibi hissetmeye başladım kendimi, o yüzden sosyal mesaj kısmını kesiyorum artık.

Nasıl Piç Oldum Anlatıyorum Part 51

herkese iyi geceler panpalar,
10-15 dakikaya başlıyorum, yerlerimizi alalım ;)
http://fizy.com/#s/16k4sf

... saat yedi gibi kafedeydik..haftada en az bir kere geldiğim, ve içinde kendimi neredeyse evimden bile rahat hissettiğim, tanıdık, sıcak ve genel olarak güzel anılarıma ev sahipliği yapmış olan o mekan, belki biraz da tadilat sonrası görünümünün etkisiyle, sanki ilk defa ayak bastığım yabancı bir şehir gibi görünmüştü gözüme..

eskiden ortalaması yarı yarıya olan doluluk, bu gece sanki inadına tavan yapmış, mekan kaynıyor, masalardaki otantik gece lambaları, loş ışıklar, deri koltukların mat siluetleri üzerinde rengarenk insanlar, kızlar, erkekler..cool tipler, sonradan görmeler, zengini, orta hallisi, şıkı rüküşü, güzeli çirkini..

"abi maşallah valla canlı müzik olayı işleri açmış bakıyorum" dedim murat abiyle şakalaşarak, gerginliğimi biraz azaltmaya çalışıyordum..

"aynen tsigalkocum, zaten artık bu piyasada bir zorunluluk gibi oldu bu, yoksa boş kalıyor masaların biliyorsun (:"

saat yedi buçuğa doğru sistemi kurarken, bir yandan da kafeye akan tanıdıklarla muhabbet ediyoruz, bizim tayfanın tamamı geldi, sınıftan kız grubu geldi, nilay yurttan bir kaç arkadaşıyla geldi, begümler geldi..böyle tanıdık yüzlerin olması bir yandan beni cesaretlendiriyor, kendimi yine ev sahibi gibi hissediyorum, ama bir yandan da "ulan sıçarsak da hep tanıdıkların yanında sıçıcaz, artık zaten az olan karizmamız hepten sıfırın altına iner" diye hayıflanıyorum..

orada eğer kendime yeterince güvenebiliyor olsam aslında çok manyak ortamım var, hatta arkaümü tavan yaptıracak şekilde, nasıl diyeceksin, e abi nilaylar geliyor sarılıyoruz selamlaşıyoruz, sınıftan kızlar geliyor (ki bazılarının sadece adını biliyorum aq neredeyse hiç muhabbetim yok) sarılıyoruz selamlaşıyoruz, begümler geliyor, sarılmalar öpüşmeler, arkadaşlarıyla tanışmalar göz kırpışmalar..pop star gibiyim anasını satayım da, o ara benim bel kıvrımımdan akıp da kuyruk sokumuma damlayan derden kimsenin haberi yok tabi..

nihayet başlangıç saati geldi çattı..biz, çocuklarla önceden aramızda planımızı yapmıştık, nasıl başlayacağız, hangi şarkıyla başlayacağız, gidişat nasıl olacak..taktiğimiz hazır, seyirciyi etki altına alacağız..bizi dinleyecekler..dinleteceğiz kendimizi evet..öylece sohbet edip gitmeyecekler, kulaklarına fon müziği olmayacağız! bu gece, buraya, bizim için geldiler ve buna pişman olmayacaklar..

içimden 3+1 malum duaları okudum, lan bu kadar heyecanı basket maçlarında yapmıyordum ben? sakin..tsigalko..sakin koçum..ne olursa olsun, ölecek değilsin ya? tam tersine, eğer bunun hakkında gelirsen kralsın..hadi göreyim seni..sesin titremesin..iyi bildiğin şeyi yap..taa orta okuldan beridir, teneffüs aralarında, arkadaş ortamında, sahilde, balkonda yaptığın şeyi yap..

hadi..
önce ömer harika bir klarnet solo ile başladı, zaten anında kafedekilerin dikkati çevrildi, ben de biraz gevşedim, ve ardından başladım,

ilk şarkımla..sanki beni, yaşadıklarımı anlatan, o zamanlar levent yükselden dinleyip kafayı bulduğum, kendimize göre biraz daha hızlı yorumladığımız malum şarkıyla,

http://fizy.com/#s/1axosi

şarkıyı söyledikçe daha doğrusu yaşadıkça benim de keyfim yerine geldi, gazı aldım anlayacağınız, ritimdi, gitardı derken, yeniden rahatladım, ve gözümün önüne zamanında ateş başında söylediğim anılarımı, ya da sınıfta yaşadığımız küçük çaplı kop kop ları getirerek iyice alıştım bulunduğum yere, sahneye..

çok farklı bir duygu..yani, bırakın seni, beni, dünyanın en cool geçinen, rahat adamın ağa babası da olsan heyecan yapıyorsun, ışıklar, seni izleyen gözler, kaçırmaman gereken ritimler, o sırada mekan içerisinde akan hayat..

ilk şarkının ardından bizim tayfa bir kıyamet kopardı ki zaten o an eridim ben aq..

devam ettik, kah slow, kah fantezi, biraz arabesk, biraz avrupai..
http://fizy.com/#s/1aiopr

adam olmazdı bizden, http://fizy.com/#s/3xvn9k

romayı da yakardık.. http://fizy.com/#s/1ago50

ve olmazsa olmaz canlı müzik klasikleri, çile bülbülümler, ebru gündeş, haluk levent, emel müftüoğlundan hovarda, yıldız tilbenden parçalar..

bir saatten biraz sonra mola verdik,
http://fizy.com/#s/1ajeva

küçük molamızda önce bir işedim tabi, heyecandan yarım saatte bir çişim geliyordu zaten daha başlamadan bile önce (:

sonra bizimkilerin masalarına uğradım teker teker, o kadar gelmişler, biz de ev sahipliği yapalım demi?

mümkün mertebe etrafta tanımadığım kişilere bakmamaya çalışıyorum, şimdi güzel bir hatunla filan göz göze geliriz, anında benim flaş atar, valla mahvolurum (:

tanımadık kimseyi sallamıyoruz okey..göz göze gelmek yok! sakin..

bizim repertuvarı ilkay hazırladı, lan adama o kadar devlet memuru kılıklı dedik, esaslı müzisyen puştavat..nuriş filan da, o ikisi kadar profesyonel olmasa bile gayet iyi götürüyor, çocuk yetenekli, allah vergisi aq..hayatımda bir kere elime aldım gitarı, onda da az daha parmağı kesiyordum tellerle, neyse, ilkayın hazırladığı repertuvara göre (tabi çaktırmıyoruz sıralı söylediğimizi, çaktırmamak lazımmış yani dinleyiciye, sanki böyle, şarkı aniden aklımıza gelmiş gibi giriyoruz lap diye ki samimi görünelim, ama olur mu aq öyle iş normalde? olmaz..her şeyin bir çalışması var, düzenlemesi var..bu da canlı müziğin tricklerinden biridir) devamlı olarak tempoyu yükseltip alçaltıyoruz, kafamızdaki düşünceye göre, dinleyiciyi bir sükunete uğratacak, bir coşturacaktık, ama özellikle bizim tayfa neredeyse bütün şarkılara eşlik edip tempo tutmaya kalkınca sükunet işi yattı (:

yine de gayet güzel gittiğimizi düşünüyorum, maçın ilk yarısı geride kaldı gibi, 15 kadar parça icra ettik, bir 7-8 tane daha söyleyip kapayacağız programı, bu ikinci bölümde yine nispeten slow başlayıp, sonunu felaket gazla bitiriyoruz, böylece dinleyenlerde bıraktığımız son intiba "ohh be amma eğlendik haa" olacak,

gerçi kafeye giren-çıkan belli değil yani, biz bu kadar programı bilmem neyi yaptık ama, bu sadece gecenin başından sonuna kadar kafede kalacak olan müşteriler için anlamlı, diğerleri farkında bile olmayacaktır..

http://fizy.com/#s/1ai1bl ile kapattık geceyi, hani programı bitirdik ama, normalde bir rahatlama, "oh be kurtardık, yırttık, üzerimizden attık" düşüncesi beklersin, ben, tam tersine üzüldüm lan..tadı damağımda kaldı resmen..ama böyle düşünüyor olmam güzel, çünkü daha bismillah lan, haftada 2 gün, 2 şer saatten 4 saat söyleyeceğiz, yani bu işin "bitti, kurtuldum, yırttım" ı yok, zaten öyle düşünen adamın burda işi ne aq?

keyif almaya bakacaksın abi..sana işkence gibi geliyorsa, bitince oh çekiyorsan, zaten yapma bu işi, demi?
sahneden indik, gecenin diğer grubu için hazırlayacaklar artık, ter içinde kalmışım aq..gömlek sırtıma yapışık..

hemen bizim çocuklarla özel dinleyicilerimizin yanına gittik, e sonuçta ömerin, ilkayın da arkadaşları var, onlar da yetim değil aq..nurettin ile çevremiz hemen hemen aynı, ama bunun sınıfından gelen kızlar filan var, benim de az çok göz aşinalığımın olduğu, ve hatta köşede bir masada iki kız arkadaşıyla gelmiş olan ayşegül ü de gördüm..off aq..allahtan gecenin sonunda görmüşüm ha, yoksa kesin aklım takılır, sinirim bozulurdu..

neyse, orada bir sevinç yumağı oluştu, masalar filan birleşmiş zaten, yirmi yirmi beş kişi varız, sahnenin sol tarafını komple bunlar almış, holiganlar (:

baktım o ara begümler grubun dışındalar tabi, doğal olarak o sevinç yumağının da dışındalar, bizim masada gır gır, muhabbet gırla gidiyor, tolga ortalığın amına koymakta, gülmekten gözümüzden yaş geldi anasını satayım... valla böyle bakınca çok güzel tabi ortam, ama muhtemelen bu, sadece ilk akşamımızın hatrına, sonrasında böyle bir kalabalık, dost çemberi bulamazsın.. anca gene arada organize olunursa filan, özel günlerde..

ben biraz müsaade isteyip masadan kalktım, begümlerin yanına gittim,

"tekrardan selamlar kızlar (:"

"selamm (:"

"ee begüm hanım, nasıldım? :p"

"süperdin şekerim gene her zamanki gibi, ay bu çocuk devamlı bir şeyler yapıyor ben de izliyorum ya x)"

"yani, pişmansan.. :p"

"yok canım, estağfurullah, ama cidden çok güzel söylediniz, bir şeyi de kötü yap be :p"

"eeööh mahcup ediyorsun beni yeni arkadaşlarımın yanında, bak utandım senin yüzünden (:"

diğer kızlar gülüşüyorlar filan,

"şey diyecektim ben begüm ya, bizim masaya doğru gelsenize? bir masa daha birleştirmeye çalışırız? böyle ayrı gayrı olmadı valla (:"

"ha, yok canım ya gideriz biz zaten birazdan, sen merak etme, artık hep burdayız ;) daha görüşürüz, bir dahakine bizim masamıza teşrif edersiniz artık solist bey (:"

"tabi canım, peki madem, gidiyorum ben, trip atmıyorsun demi bak?"

"aşk olsun!"

"olsun (:"

"manyak (:"

"hadi görüşürüz madem, öpeyim"

diğer kızlara da güzel dileklerimi sundum, üç kişi bunlar, kumral, güzel yüzlü ama boyu kısa var olan ayşenur, saçları röfleli (perma da olabilir, anlamıyorum amk bu işlerden işte siz hayal edin) olan, yine güzelce yüzlü ama abartı makyajlı olan tuba, üçüncüyü hatırlamıyorum nasıl bir tipti, bir daha da görmedim sanırım zaten, siktir edin onu kısacası..

bizim masaya geçerken, yine gözlerim istemsizce ayşegüllerin masaya kaydı, gördüğümü gördü.. görmezlikten geldim.. görmezlikten geldiğimi anladı..
http://fizy.com/#s/3wsa8k

begümler dedikleri gibi bir kaç dakika sonra kalktılar, bizim masadan da ömer ve manitası ayrıldı, o ara diğer grup başlamak üzere, lan benim de ter sırtımda kurudu, sikicem, hasta olmasak bari..bir dahakine yedek atlet getireceğim, tuvalette değişirim..

yine gır gır şamata giderken, omzumda bir dokunuş hissettim, ayşegül, bir elini benim bir elini yanımdaki nurişin omzuna koymuş, masanın geri kalanına selam veriyor, bunlar "aa nerdeydiniz ya, gelseydiniz ya böyle filan diyorlar" bu da yine kalkıyoruz zatenle geçiştirdi,

gözleri bende olmak kaydıyla,

"tebrikler çok iyiydiniz (:" gibisinden tebrik etti, ben de ağırbaşlı bir şekilde teşekkür ettim..lan bu kıza karşı bir türlü şu suçlu çocuk hissiyatımdan kurtulamıyorum..kendimi kötü hissediyorum gözlerini kitlediği zaman..neyse,bunları da yolladık, sonra ilkay ve arkadaşları, bizim sınıftan ve alperlerin sınıftan kızlar da kalkınca, masada, nispeten birbiriyle daha samimi olan, kemik kadro olarak bizim tayfa kaldı,

bizim çocuklar var, dilara var, alperin manken manitası, nilay ve yurttan üç arkadaşı var, işte 10 kişi filanız sanırım..

tuhaf bir masa olduğunu itiraf etmeliyim, başlangıçta sürekliliğine pek ihtimal verilmemesine rağmen uzun süredir beraber olan ve gayet mutlu görünen alper-dilara çifti, eski münasebetliler nilay ve tolga, ki tolga bu gece harbiden masanın kingiydi, lan puştavat, madem böyle özelliklerin var niye kasıyorsun kendini, hatta ben bir iki espri yaptım üzerine, "içirdiniz mi lan bunu?" filan diye (:
o ketum, soğukkanlı ve temkinli adam gitmiş, yerine tam bir yavşak gelmiş (: ..buradaki yavşak kelimesini tamamen sevgi sözcüğü olarak kullandım yalnız, yanlış olmasın ;)

nurişin manita durumlarında olduğu beril i görememişti gözlerim, çaktırmadan sordum buna, nerde diye, meğer kız memleketine gitmişmiş..şansa bak..neyse ya, sonuçta artık hep buradayız, hatta böyle kalabalık bir akşamda gelmediği belki daha iyi olmuştur, ilerleyen zamanlarda bizimkiler tenhalaşınca rahat rahat baş başa, göz göze takılırlar (:

neco var tabi birde..malum aşk üçgeninin, üçüncü ve bilinmeyen noktası..o da mutlu ve memnun görünüyor..bilemiyorum, içten içe neler yaşıyor tabi..nilay bu akşam çok güzel, arkadaşları normal tipler, beni pek enterese etmediler, hatta bence nilay bu gece bu kadar şık olmakla biraz arkadaşlarına haksızlık etmiş gibi, en kalabalık anından beri, masanın dikkat çeken 2-3 kızından biriydi zaten, şimdi iyiden iyiye biz bize kalınca, dilarayla beraber ay gibi parlamaya başladılar anasını satayım (: ..vay sen bizim kız oğlan kız nilaya bak..ama ben hep diyordum "sende potansiyel var kızım, kullan şunu" diye, ee, o da bu gecenin şerefine, %99 la oynuyor, helal olsun (:
..dedim ya, tuhaf bir masa ve ben severim böyle masaları bilirsiniz.. performansına henüz başlayan gençlerin müziğini kulağıma fon yaptım, teker teker bizimkileri incelemeye başladım..vay be..bu masadaki 6 kişi.. yani esas oğlanlar ve esas kız..ne çok yaşanmışlık var..iki seneyi devirmişiz..ve ne çok yaşanamamışlık var.. yine de beraberiz..hep birlikteyiz.. çok şükür allahım.. çok şükür ki böyle insanların arasındayım.. onların sevgisi, beni büsbütün karanlığa düşmekten koruyor, ailemin bir şubesi gibi, beni koruyup gözetiyor, elimden tutuyor, omzunu veriyor..

onlar beni, bir gün iyi biri olabilmem, ve tüm bunlar bittikten sonra kendimi bulabilmem adına hayata bağlayan tek kordon, tek bağ.. yoksa çoktan, o nefret ettiğim, puşt dediğim, pezevenk dediğim, yavvşşak, dediğim adamlardan biri olmuştum bile.. keş olmuştum, tembel öğrenci olmuştum, ayyaş olmuştum, kokocu olmuştum, sikici olmuştum, sikik olmuştum..

çünkü ne kadar şerefsizleşebileceğime dair olan potansiyelim ve yeteneklerim adeta sınırsız gibi, onları denetimsiz bir gücün ellerine bırakırsam, hem kendi hayatımı, hem de pek çok masum kadının hayatını yakabilirim, hem de öyle, sadece manevi anlamda da değil, maddi anlamda, fiziki anlamda da..

bizim elemanı gördüm geçerken, selamlaştık, az muhabbet edip teşekkür etmek için masadan kalktım, ee sonuçta bize bütün bu ortamı ve imkanı sağlayan onun, tolganın delice fikrini desteklemesi olmuştu, zaten çocukla muhabbetimiz taa mine olayına dayanıyor biliyorsunuz, karşılıklı, ama karşılık beklemeksizin yapılmış kıyaklarımız var birbirimize karşı,

neyse kalktım masadan, ilk kez etraftaki diğer yüzlere bakma ihtiyacı hissettim, artık gözler üzerimde değilken bunu yapabilirdim, sağa sola şaşkın tavuk gibi bakındım, engelleyemediğim bir gülümseme yüzüme yayıldı bir anlığına da olsa.. buraların kralı bendim be, ben!..heheeeyt (:, nasıl da söylemiştim ama, nasıl da geldik hakkından?? *

teşekkür allahım, her şey için, yüzümü kara çıkarttırmadığın, beni rezil rüsva oldurtmadığın için teşekkürler, gerçi, ben de seni hep işime gelen zamanlarda hatırlıyor gibiyim, nerden baksan yazdan beri cumaya bile gitmedim, yorgun olduğum geceler 3+1 i bile ihmal ediyorum..ama sen beni biliyorsun, her ne kadar yavşak gözüksem ve hakikaten de öyle olsam da, içimde, hala bir yerlerde annesinin, anneannesinin o saf, uslu evlatları yaşıyor, nefes alıyor hala, kalbi atıyor.. zayıf da olsa nabzı.. yaşıyor..yaşıyorum...

gittim bizim çocuğa teşekkür ettim, sarıldım, dedim eyvallah kardeşim senin sayende filan..o ara iç taraftan murat abi geldi, "tsigalkocum, çok iyiydiniz, elinize ağzınıza sağlık, arkadaşlarını da çağır ben hakkınızı vereyim size ;)"

"abi onlar gittiler ama, nurettin le ben varız?"

"aa olur mu ya, ama doğru benim kabahatim, siz inince çağırmayı unuttum o ara koşuşturmadan.."

"yok abi estağfurullah ne olcak"

doğrusu bizim de aklımıza gelmemişti aq, orada o heyecan, o coşku, bir de dostlar gelmiş izlemeye.. kimin aklına gelir, zaten paragöz adamlar da değiliz..

"tamam o zaman bana hatırlat perşembe geldiğinizde, 60 ar vereyim size tamam mı?"

ben "fark etmez" falan filan deyince bu anladı çekindiğimi "lan ne adamsın" gibisinden gülerek bir ağız hareketi yaptı, "tamam ben buraya yazıyorum onu unutmam, koçum bu sizin emeğinizin karşılığı yahu (: ne var söylemekte"

"eyvallah abi (:"

güldük şakalaştık, ordan masaya doğru geçiyorum artık, ben de kalkmaya niyetliyim, e yorulduk aq, yarın da okul var, gidip zıbarayım bir an önce..

masaya doğru giderken bazı gözleri üzerimde hissettim, ben de bakındım karşıya doğru bodoslama, masalarda göz göze geldiğim üç-beş kişi oldu kızı, erkeği..5 metrelik yürüyüş mesafesinde beş kişiyle kesişerek (araya erkeklerin kaynaması benim suçum değil amk) kendi kendime yeni bir rekor daha kırmış oldum her halde..
http://fizy.com/#s/3woyik bu şarkıyı verdim mi bilmiyorum ama çok seviyorum lan, sözler keskin (:

o gece de öyle geçmiş oldu..

eve gittiğimde, nasıl daha önceki gecelerde heyecandan uyuyamıyorsam bu sefer de mutluluktan uyuyamadım..zaten genel olarak bir uyku problemim var galiba aq..ne o prozac mıdır nedir, ondan mı alsam ne yapsam..

içimdeki hisleri tarif edemem beyler..olsa olsa teşbih edebilirim..iyi geçmiş bir sınavdan çıktığınız anı, arkadaşlar arası ps turnuvasını son dakika golüyle kazandığınız anı, sevgilinizle kol kola, aheste adımlarla, mutlu mesut yürüdüğünüz romantik saniyeleri, okey atıp bittiğiniz o kutsal anı, pazar sabahı aniden geç kaldım telaşıyla uyanıp, o gün tatil olduğunu fark ettiğinizde yaşadığınız o huzurlu anı, 5 biranın ardından son anda kendinizi umumi bir tuvalete atıp idrar kesenizi boşalttığınız o ibretlik anı düşünün,

işte tıpkı bunlar gibi, tarifsiz bir rahatlama, mutluluk, kendin güven, geleceğe umutla bakma duygularını körükleyen bir halet-i ruhiye içerisindeyim..

başardım..

inanın bundan daha güzeli yok..başarmak..becerebilmek, bir şeyin hakkında gelmek..yapabiliyor olduğunuzu görmek..

biraz ileriye sarıp cumartesi gününe gidelim, yani 22.00 den sonra çıkacağımız güne, gece performansı..

doğrusu ben artık ilk günkü gibi olmaz diye düşünmüştüm ama, gerek bizim çatlak nilayın sınıftaki çığırtkanlığı gerekse bu tip şeylerin kulaktan kulağa inanılmaz bir yayılma gücü olmasından mütevelli, maşallah ilk günü aratmadılar tanıdıklar gene, tabi bunda hafta sonu olmasının da payı vardır mutlaka,

bizim sınıftan kızlar, alt sınıftan kızlar, yine yurtlu kızlar..kızlar..her taraf karı kız zaten..darı ambarına girmiş tavuk gibiyim anasını satayım, ötüp duruyorum (:

gerçi bir şey olacağından da değil hani, kızların çoğu tanıyıp bildiğim, tanımadıklarım da ilgimi çekmeyen tipler, bakmayın öyle benzetme yaptığıma, bu gruptan bir iş çıkacak olsaydı zaten şimdiye kadar çıkardı..ayşegül ü göremedim bu kez, umarım gelmez artık, diyorum ya, kendimi kötü hissediyorum o kızla karşılaşınca, böyle bir mazlumlaşıyorum aq..

lanet olası, pop müziğin prensi, genç kızların yeni sevgilisi tsigalko.. içten içe bütün bu ortamının, en azından %90 ının fake ve yüzeysel olduğunun farkında..
evet farkındayım,

benim için, beni dinlemeye gelenlerden sadece bizimkiler umurumda..gerisi kuru kalabalık..useless..bullshit..

her yeni gece, her yeni performans, aynı zamanda benim için aşılması gereken bir görev barındırıyordu..geçen sefer, sahneden inene kadar, hatta indikten sonra bile ilk yarım saatte etrafına, tanımadıklarına bakmayan, göz göze gelmeyen ben, bu kez mola verdiğimizde cesaretimi toplayıp şöyle bir göz gezdirdim kafeye..ve tahmin ettiğim gibi tanımadığım insanlarla göz göze gelmek ve ufak gülümsemeler, boyun hareketleriyle selam alıp vermek zorunda kaldım bir iki kere..sonra gözlerim kaçamak bakışlar atan ve tamamen kızlardan oluşan bir masaya takıldı,

hepsi güzel gözüktüler gözüme (cheerleader efect mi diyorlardı bu olaya?), ve tuhaf şekilde tanıdık..sahneye yeniden dönmeden önce bir kez daha baktım aynı masaya, tuhaf gülümsemelere, ben de aynı şekilde karşılık verdim o 1-2 saniyelik kaçamak zaman diliminde..

..ve ne yalan söyleyeyim, etrafa bakmak, birileriyle göz göze gelmek, beni korktuğum gibi kötü etkilemedi..hala aklım yerindeydi..hatta keyfim,

daha da yerindeydi..

önce gitar, ardından ritim, sonra klarnet ve nihayetinde de ben başladım bir kez daha,
bir diğer gecenin daha altına imzamızı atmak üzere,

çaldık, söyledik..eğlendik, eğlendirdik..

hayat dedikleri var ya..

işte tam olarak böyle olması gereken boktan bir süreç..

hayat bu..

yaşamak bu..

ve ben, on sekizimden sonra, hayatımı, yaşadığımı sanki yeniden keşfettim..
bu gecelik benden bu kadar panpalar,

okuyanların gözlerine sağlık, yorumlarınızı bekliyorum, fırsat bulduğum en kısa zamanda yeniden yazmaya geleceğim,

@botunjet, keşke meteor düşseydi panpam, acısız bir ölüm olurdu en azından (:
http://fizy.com/#s/1lun08

..hikayeyi biraz ileri sarmam gerekecek, çünkü önümüzdeki 2 haftalık zaman diliminde kayda değer bir şey olmadı, yani en azından hikayemizi ilgilendiren bir şey olmadı diyeyim, yok lan, aslında oldu, ama onları parça parça yazmak yerine, direkt olarak sonuçlarına geçmek istiyorum..

yine de ondan önce olan bir kaç şeyi yazayım bari de, sonra nereden çıktı bunlar demeyin,

ayça geldi dinlemeye beni bir kez, sonrasında baş başa oturup sohbet ettik, görünen o ki tavsiyeme uymuş, sohbetin 3 te 2 si iş yerinde yeni tanıştığı ve bu aralar yakınlaşmaya başladığı i.k personelinden bahsetmekle geçti, hayırlı olsun diyoruz kendisine,

tahmin ettiğim gibi, ilk günlerdeki yoğun tanıdık kalabalığı zamanla seyrekleşti, ama bitmedi, artık nöbetleşe geliyor gibiler, sanki farkında olmadan anlaşmışlar gibi (:

bir keresinde bir kız grubu geldi, çat diye ta önümüzdeki masalara geçtiler, bütün gece boyunca gözlerini ayırmadılar sahneden, hani üstüme alınmayayım dedim, dedim, dedim ama bir yere kadar aq, bir ara neredeyse konsantrasyonu yitiriyordum ki iyi toparladım..sonra ben de baktım molada filan, lan bir yerden tanıdık geliyor gibi bazıları, nereden filan diye düşünürken hatırladım..

merve aq, merve..hani şu kantinde tanışıp aniden aşk meşk muhabbetine geldiğimiz, sonrasında benim yine kızı üzmekten tırsıp nilayın yardımıyla savuşturduğum merve..

gittim masalarına konuştuk biraz, "hiç pas vermiyorsun" bilmem ne geyiği yaptılar..ya bir siktirin gidin allahınızı severseniz ya..bütün gece adaptasyonumun amına koydunuz zaten, öküz trene bakar gibi gözleri dikmişsiniz..

bu da en hasta olduğum şeydir ha beyler,
böyle tek başlarına öz güvenleri yetersiz olan 3-5 kız toplanıp, aralarından bir tanesi için öküz gibi, ama bildiğin "öküzz" gibi erkek kesiyorlar ya, hasta oluyorum bu harekete..ulan biz yapsak, "abaza, hayvan, barzo" dersiniz, e yarrağım, tek başına karşılaşınca yanından geçerken kafanı bile kaldıramıyorsun, sonra beni tek yakalayınca da resmen orduyla geliyorsun..

kızlar..kızlar..toplayın kendinizi, böyle kesişme, bakışma, hoşlaşma olmaz..sonra ilgi duyan adamı bile soğutursunuz bak " bu ne aq çin ordusu gibi gelmişler" diye..

neyse..

iki hafta böylelikle geçti işte, okul, bildiğiniz gibi, bir ara mutlaka karakter analizi yapmam lazım, yeni haberler var..ama hikaye güzel akıyor, bölmek istemiyorum..

bu iki haftalık sürecin en tuhaf detaylarından biri ise hemen bütün performanslarımıza gelen, uzakta, ama görüş açımıza çok müsait bir masa seçen, şu ilk iki gecemizde bakıştığım kız grubuyla hala tuhaf bir telepatik iletişim halinde oluşum olsa gerek, gerçi grup demek de artık yanlış olur, 4-5 kişiyle başlayıp en nihayetinde 2 kişiye kadar indiler, onun da kokusu çıkar yakında bakalım diye düşünürken,
düşünmeyi bırakıp, ben harekete geçmeye karar verdim..
aylardan kasım, günlerden perşembe..

artık iyice alıştığımız, öyle ki yavaş yavaş kendi çapımızda atraksiyonlara, şov çalımlara başladığımız sahneden, en çok eğlenen müşteriden daha çok eğlenmiş bir halde indim, atlet değişimi ve hatta gömlek değişimini uyguladıktan sonra yeniden ortama aktım, kafenin devamlı müşterileri var, tıpkı zamanında bizim olduğumuz gibi, artık onların çoğunu tanıyorum, "naber kardeşim?" "iyidir kardeşim (:" ler gırla gidiyor..

geçtik bizim çocuklarla masalardan birine oturduk, o akşama da şansıma bizden kimse yok, ömerin manita var gene, bizim alt sınıftan filan kızlar da vardı ama onlar kalktılar sonlara doğru, ilkayın acelesi varmış o gidince biz dört kişi kaldık, sonra dedik nurişle, bu çifti baş başa bırakalım, bir bahane bulup başka masaya geçtik,

ee olm kibar çocukların biz, anlayışlı adamlarız yani :p

aslında benim içten içe başka planlarım var, gece boyunca yine bir kaç kez göz göze geldiğim iki kızın masasına yaklaşmış oldum bahaneyle.. gidicem yanlarına..dur bakalım..

nurişle laflaştık biraz, ben arada yine bakıyorum kızların masasına doğru, beyaz tenli, simsiyah dalgalı saçlı bir kız var, tuhaf bir saç stili var, böyle düğünlük saç modeli gibi, yandan bıraktığı kahkülü aşırı şekilli duruyor, yalnız bir kötü özelliği var ki, sigara içmesi, gerçi eline de yakışıyor ha kaltağın valla (: bir çekişi var, bir üfleyişi, ooo diyorsun..

işte benim mütemadiyen bakıştığım hatun aslında bu, yani bunlar 5 kişiyken de buydu, şimdi 2 kişiyken de bu, beş kişilik grupta ben körlemesine bakıyor olsam da, aslında gördüğüm, ya da görmek istediğim kız o yani..

nuriş fark etti nereye baktığımı, güldü "lan ne adamsın aga (: en çok sana yarayacak bu müzik işi demedi deme :p"

güldüm, "gidelim mi lan masalarına? ikiye iki? ;)"

benden böyle cesur bir teklif beklemeyen nuriş şakaya vurdu,

"hee gidelim aga, hatta gitmişken mini bir konser verek onlara özel (:"

"harbi diyorum lan, gidelim mi?"

benim ciddi olduğumu görünce geri adım attı bu, utandı çocukcağız ehehe kıyamam lan sana ben gözlük x) ..gerçi ben de utanırım aslında böyle şeylerden, öyle gidip lap diye masaya oturmak filan.. bilemiyorum, bana ters, normalde yapmayacağım hareket..ama niyeyse gaza geldim o gece, bir de kimse yok ya, e sonra o kadar bakışmışız etmişiz..ne var aq, gidip bir selam atıcam, "nasılsınız, eğlendiniz mi?" gibisinden.. allah allah.. sikmicez herhalde..

bu gelmedi, dedim, "aga haklısın tabi senin başın bağlı :p"

"yok be olm ondan değil ya, ne biliyim benim pek tarzım değil böyle şeyler, askıntı olur gibi.."

"ne var aq, gidip eğlendiniz mi? diye sorcaz işte, biz de bu kafenin çalışanı değil miyiz? müşterilerle ilgilenmek görevimiz ;)"

"hehehe, yok aga ya valla, sen illa gidicem diyorsan..:p"

"he, git diyorsun yani..lan nuriş.. anında sattın ha..ben gidicem, hatta çoktan giderdim de, sana ayıp olmasın diye şeyettim :p"

"yaa tsi bırak allahını seversen x) harbi gideceksen git, darılmam :p kalkıcam ben de zaten birazdan.."

"e madem sen kalkınca gideyim ben de.."

"kızlar kaçmasın o ara?"

"yok kaçmaz onlar, benden önce çıktıklarını görmedim hiç (:"

"oo mazimiz var diyorsun (:"

"herhalde lan, yoksa hangi götle gidicem masalarına x)"

"ahaha lan, aga valla seviyorum seni ya, amk çılgını"

"yeaa fakk! x)"

bir kaç dakika sonra nuriş de kalktı, son kez selam verdi gitti, ben masada yalnız kalınca, zaten masamızda olup biten her şeyi takip eden ikiliye doğru şöyle alttan alta bir bakış atayım dedim çaktırmadan,

yakalandık aq (:

güldüm dayanamayıp, bunlar da güldüler.. ellerimi masaya dayayıp güç aldım, eveett tsi aga.. artık icraat vakti, bir git öğren bakalım bacıların maruzatı ne imiş (: ..
http://fizy.com/#s/1ainsb

yüzümdeki yavşak sırıtışı yok edip daha insancıl bir gülümsemeye çabalayarak masaya yaklaştım, diyorum ya, normalde yapmayacağım bir hareket ama bu gaz olayı var ya gaz olayı..felaket bir şey, hele ki biz türk erkeklerinde..

masaya yaklaştığımı görünce pin pon izleyen kediler gibi bunların gözler irileşti, bilmiyorum böyle bir şey bekliyorlar mıydı benden, aslında, bakıldığı zaman, neredeyse 3 hafta oldu, 6-7 tane performans geride kaldı, e ilk geceden beri kesişiyoruz, kimine göre geç bile kalmış olabilirim..

neyse bakalım, ne tepki verecekler, yapacakları hareketlerden ne ayak olduklarını anlarız, istediklerini elde etmeyi bilen akıllı kız mı? yoksa uzaktan uzağa delirip, yakına gelince eli ayağı dolaşan, sapıtıp saçmalayan kezban bozuntuları mı..

"yakşamlar *, oturabilir miyim?" dedim fazla sırıtmadan,

sigarası elinde olan benimki arkadaşıyla saliseliğine bakışıp kafasını ve dumanını söyle bir savutturup, sanki "fark etmez" gibi bir hava vermeye çalışarak, "tabi" dedi bilmiş bir gülümsemeyle...

hımm..cool ve umursamaz takılıyoruz öyle mi? hadi bakalım..

sarışın kızın yanına, benim kızın karşısına oturdum, bilerek sanki yanımdakiyle daha çok ilgilenir gibi hafiften ona dönerek, "sahne şovumuzu beğendiniz mi? :p" dedim gır gıra alarak,

bunlar bir ağızdan yüksek sesle, "ya evet, efektler filan harikaydı :p" gibisinden laflarla benim komikliklerime ortak oldular, iyi, demek ki oyunu oynamayı biliyorlar..

"devamlı müşterisisiniz sanırım buranın?" diyerek muhabbet açmaya çalıştım,

benimki, "sayılır, epeydir geliyoruz, ne oldu gelmeyelim mi bi daha? :p" deyip laf attı

ben, "aa evet, ben de tam o konuyu konuşmaya gelmiştik, bir daha sizi almayacağız içeri, haber verelim dedik (:"

bir gülüşmedir koptu, evet ortam ısınmaya başlamıştı, oyuncu, oyuncuyu yine gözünden tanımıştı..artık bütün gece imalar ve karşılıklı tiye almalarla geçecekti anlaşılan, bana uyar..böyle küstah takıldığım bütün kızları şey etmişliğim var zamanında..neyse..biliyorsunuz siz zaten oralara dalmayalım (:

bu tarz durumlarda yapılacak en büyük hata, "aptal-kibar olmaya çalışan erkek" i oynamaktır..misal, kız bana orada o lafı attığında ben keko gibi,

"yok canım öyle demek istemedim vıdı vıdı vık vık" diye salak salak kibarlaşıp kaçmaya çalışsam muhtemelen taşak oğlanı olacağım, masada kaldığım her dakika üzerime gelecek ve gecenin sonunda kızlardan biri diğerine "hoş ama salakmış bu ya (:" diye fikir beyan edecek..

beyler, karşınızda oyun oynamak isteyen bir kız varsa, sakın oyundan kaçmayın, oyunu bozmayın, dişe diş, kana kan, taşağa taşak, sululuğa sululuk..

muhabbet derinleşince kızlara bir şeyler içermisiniz diye sordum ve birer kahve ısmarladım* , o ara isimler, memleketler öğrenildi, (benimkinin ki burçin, sarışın olanın ismi nilay, evet ilginç bir tesadüf (: )

zaten bir kere memleket konusunu açarsanız yaşarsınız beyler, oradan eski okul hayatı, ailesine dair detaylar, o şehrin sahip olduğu değerler hakkında yorumlar, şu anda bulunduğunuz şehirle kıyaslamalar, iki şehrin insanlarını kıyaslamalar, bu şehirdeki okul hayatı, oradan hocalara sövülür biraz, sonra okuldaki özel yaşama gelinir, varsa eğer bir "yalnızlık" dillendirilir, üstü kapalı biçimde..

burçin in bursalı olmasının olaya kattığı bonusları herhalde tahmin edersiniz, o arada içimden "ulan her seferinde dört ayak üzerine düşüyorsun ballı piç" diyen şeytana gülmemek için kendimi zor tutuşumu da tabi (:

hemşehri çıkınca o muhabbetin sonu gelmedi beyler..öbür grup çoktan çıkmış hatta mola vermiş, saat on biri geçmiş, bizim de, "ısrarla kızlar ısmarlamak" kaydıyla ikinci içeceklerimiz gelmişti,

sonra ben burada solist olmama neden olan ilginç tesadüfleri anlattım, biraz eski-gizemli özel hayatımdan bahsettim fazla hava atmaksızın, ki zaten hava atacak da bir bok yok ama, erkekleri bilirsiniz işte..bakışmayı sevişme olarak anlatmaya bayılırlar, pireyi deve yaparlar..
http://fizy.com/#s/1ajewf

ikinci grup inip, kafe kapanış saatine yaklaşmaya başlayıncaya değin konuştuk,

o ara bir sigara muhabbeti döndü, muhabbetten dolayı burçin in aklına gelmemişti pek yakmak ama ben masaya oturduktan sonra yaktığı ikinci sigarasında teklif etmek aklına geldi,

"ay ben de hiç sormuyorum ya, içiyor musun?"

"yok ben sigara kullanmam"

"biz de kullanmıyoruz canım, içiyoruz x)"

"x) nefret ederim hatta! (:"

"hadi ya, rahatsız oluyorsan içmeyeyim?"

"valla bir şey diyemicem, müşteri her zaman haklıdır"

"hahaha, tamam peki içmiyorum senin yanında ;)"

"eyvallah, çok düşüncelisin..e nede olsa hemşehrim demi yani?? (:" deyip nilaya döndüm, o da "tabi canım" diyerek onayladı beni güya (:

"cidden hiç içmedin mi sen bu güne kadar? yoksa içip de bıraktın, onun nefreti mi var?"

"neden? çok içici bir adammışım gibi mi duruyorum? (:"

"bilmem, olabilir sonuçta herkesin deneyimleri vardır"

"benimkiler eeaa, farklı bir alanda diyelim x)"

masa yıkıldı, ben de daha tanışalı iki saat olmuş olan kızların yanında bu kadar seviyesizleşebildiğim için kendimi takdir ettim, demek ki doğru yoldayız..

"peki (: o deneyimleri sormuyoruz, ee içki filan var mı? hiç öyle durmuyorsun ama pek bir hanım evladı çıkacak gibisin sanki? :p"

"içkiyi de ortam olunca içerim, keş değilim..ayrıca kumarım yok, maaşım iyi, iyiden iyiye kız istemeye döndü olay valla (: bir de bu sakalları keseyim ben bari abi, olmuyor böyle, keş damgası yiyoruz baksana (:"

"(: anladım tamam, iyi çocuksun, maaşın da iyiymiş, verdim gittiii (:"

bir an southpark sessizliği yaşattım masaya (verdim gitti derken??)

sonra burçin, "kızı, kızı verdim gitti yani" der demez tekrardan kahkahalar koptu..yeni tanışan bir masaya göre maşallahımız var, eğer dikkat eden varsa kafedekilerden, solistlikten başka 3. sınıf stand up çuluk yeteneğimin olduğunu da görmüşlerdir muhtemelen..

neyse,

gecenin sonunda kızlara bir yere kadar eşlik ettim, ondan sonrasını kendileri gidebileceklerini söyleyip teşekkür ettiler, bu arada hemşirelik okuduklarını söylemiş miydim? tamam tamam, fantezilerinizi kendinize saklayın (:
http://fizy.com/#s/1aj5y2

bu güzel gecenin ardında bir kez daha öz güven depolamış ve keyfim tavan yapmış halde evime vardım..burçin gayet hoş kız... görünen o ki aramız da epey iyi olacak muhabbetin sürekliliğini sağladığımız halde..ama işte o sigara olayı..neyse sonuçta evlenecek değiliz, hatta duruma göre ayçavari bir ilişki bile olabilir aramızda, bakıcaz..

acaba ilk geceden çok mu bel altı girdim, çok mu sululuk oldu diye düşündüm, ama yok be, öyle zaman zaman muhabbetin uçtuğu, imaların ve kahkahaların uçuştuğu anlar oldu ama, genel olarak gayet seviyeliydik, hatta burçin epeyce ağır ve biraz da erkeksi bir hatun, halleri hareketleri, tavırlar, mimikler, jestler..esaslı kız yani, kodu mu oturta da bilir, hiç belli olmaz..gerçi sigarayı bile sanki sanat eserine dönüştüren bir tutuşa muvaffak o narin el ve parmaklardan öyle şiddet gösterileri de beklemezsiniz ya neyse (:

siyah ve beyaz..bu kombinasyonu bjk forması hariç her yerde sevmişimdir..bilhassa kızlarda..ayşen de böyle bir kombinasyonun ürünüydü malum, hatırlarsınız..

yalnız bu kızın gözleri yeşil değil, açık kahve, boyu da ayşenden uzun, hatta fiziği ayşenden çok daha güzel lan bence..sonradan bakıyorum da, ayşen gayet *feriha* vücutluymuş, ama işte o zamanlar öyle görmüyor gözüm, hey gidi hey..amına koyaydım da şu yaşımdaki aklımla doğaydım..çok hata yaptım be beyler..çoook hatalar yaptım..

eve gittiğimde tavuk tolga uyumuştu, ama çocuk da haklı yani, onun bölüm de zor, devamlı quizler, projeler..adam sikkofield ya anasını satayım (:

ben de fazla oyalanmadan bir duş alıp yatağa çekildim, ertesi gün okul var malum..

o ara uykuya dalmadan önce hayal meyal yaşadığım hayatı düşündüm..tek kelimeyle mükemmel..ne arkadaş, ne ortam, ne para ne de kız sıkıntısı var..sanki bir rüya gibi, pollyannanın kaleme aldığı bir gençlik romanında ya da yönetmen koltuğuna oturduğu bir amerikan teenager filminden fırlamış gibi..

fazla mı iyi..bu kadar iyi şeyin üst üste gelmesi, ya da bir arada bulunması pek hayra alamet değil derler..götümüzde patlamaz umarım..

allaha bir kez daha şükrettim uyumadan evvel, gerçi bu yavşaklıklarıma filan din işlerini karıştırmak pek hoşuma gitmiyor ama neyse..

sonuçta geldiğim yere bakıyorum da, nerdeeen nereye..

panpalar bu gecelik bu kadar benden, daha devam etsem, çok yazmam gerekecek çünkü bambaşka bir bölüme atlıyoruz bu parttan sonra, o nedenle gözüm yemedi,

neyse hadi iyi geceler.. yorumlarınızı eksik etmeyin, analiz bekliyorum lan, allah allaah, yazıyoruz yazıyoruz, hiç fikir beyan eden yok, söylesenize olm bir şeyler (: o yıllardaki beni, dışardan gözlerle yorumlasanıza? işte size fırsat? kafadan çatlak bir üniversiteliyi ellerinize bıraktım, ister tavsiye verin, ister taşak geçin, vallahi ben okuyor olacaktım böyle bir hikayeyi, şimdiye elli kere dalgamı geçmiştim :p

hadi kalın sağlıcaklı ;)

21 Nisan 2014 Pazartesi

SİTE YÖNETİCİSİ AÇIKLAMA.

Part'larımızın uzun olduğundan şikayet ediliyor. Mazur görmelisiniz ki bu hikaye inci sözlüğün en uzun hikayesi. Yazar arkadaşımız yaklaşık 3.5 yılda bitirdi. Ve bu yüzden bizde az olsun diye 50 part a indirdik. İlerleyen zamanlarda bunu 250 part haline getirip çok daha rahat okumanızı sağlayacağız.

Ayriyeten sadece bu hikaye ile kalmayıp diğer hoşunuza gidebilecek hikayeleri de atacağız.

Takipte kalın.

SAYGILAR.. SİTE YÖNETİCİSİ

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Nasıl Piç Oldum Anlatıyorum Part 50

http://fizy.com/#s/1lbom5 bu grubu seviyorum lan, her şarkısı dinlenilebilir tarzda,

filmi izledik..tehlikeli filmmiş, ama nilayla herhangi bir sevişmemiz olmadı, amk abazaları sizi..(:

bittikten sonra mayışmış ifadelerle birbirimize bir bakıp gülümsedik, gerindik toparlandık..

"eve attığın kızlara böyle şeyler izletiyorsun, sonra divanda anılar manılar.."

"(: len sana da bir şey söylemiyor haa, doladın diline"

"o sarışın kızla da anınız var mı orda? x)"

"nilayy! şimdi anımız olucak bak"

dediğimin neye tekabül ettiğini laf ağzımdan çıktıktan 1 saniye sonra anlamıştım ama çok geçti, kıza resmen dolaylı yoldan "sikerim" demiş oldum..tebrikler bana..

bu duyunca,

"ohohoh oha..evet gitme saatim gelmiş anlaşılan (: yoksa divan koleksiyonuna katılıcam gibi duruyor x))"

"öf..aman be..öyle demek istemedim..tamam hadi defol defol (:"

"ehehe, demek ki aklından geçiyormuş tsigalko bey, allah söyletti, gerçek yüzünü görüyoruz işte böyle böyle x)"

yılmış bir halde baktım yüzüne,

"beni utandırıp yanaklarımın kızarmasını sağlamaya çalışıyorsan, bu taktikle biraz uzun sürebilir, sen en iyisi tokatla ya da mıncıkla bence (: ayrıca düşünürsem de düşünürüm yani, sonuçta errrkeğiz yani, senin de maşallahın olduğunu göz önüne alırsak"

yüzünü komik şekillere soktu, "yook senle başa çıkamam ben ya tövbe (: ..neyse, erkeğim ben gideyim başıma bir şeyler gelmeden en iyisi x)"

"bence de, zaten belli bir saatten sonra dönüşüm geçiriyorum, görmek istemezsin x)"

"inanırım valla x)"

geçirdim bunu, giderken tolga ya da selam verdirttim(önce gümbürtüye getirmeye çalıştı, eee hani dost kalacaktınız?),
durağa kadar götürdüm, ordan şehir içi hattına binip yurduna gider artık,

bir kez daha sarıldık,

"güzel geceydi teşekkür ederim, davet ettiğinizz için" dedi son kelimeli imalı bir şekilde bastırarak,

"teşekkür ederim bence de, ayrıca bir kez daha tekrarlamak isterim ki, bana gelmeniz için davete gerek yok nilay hanımm" dedim ben de aynı şekilde imalı bir tonla,

gülüştük tekrar, gelen minibüse binip gitti sonra,

ben de odama döndüm..

evet, nilayın gelmesi, kafamın dağılması için iyi olmuş ve yarınki prova öncesi beni biraz olsun sakinleştirmişti,

ama getirisinden çok götürüsü olan bir olaydı bu, aklım dağılmıştı evet, ama bu sefer de fazla dağıldı aq..neco ve tolganın içinden neler geçirdiklerinde tut da, ebruyla olan geçmiş münasebetimize varıncaya kadar absürd yerlere saçılmıştı parçalar..

sonra tabi bir de nilayla olan dostluğumuzun geleceği var, bu şekilde devam edersek yani en azından ben kendimi frenleyemezsem, ya bir yerde kaza yapıcaz ya da iyice boku çıkacak muhabbetin, belden aşağı haricinde bir şey konuşamaz olacağız..

her iki durumda da yine giren bana giriyor..

aq ne zor şu kadın-erkek ilişkileri..gönül işleri..

sikicem ha..yani, bu insanlar var ya bu insanlar..bu insan kadar mal bir canlı daha olamaz aq..zorla, kendi kendine, kendi işini zorlaştırıyor, kendi kendine mesele çıkartıyor bu insanoğlu..
ulan, sikiş geç işte be..ne aşkı, sevgisi, hoşlantısı..sikiş geç... kedi köpek gibi takıl aq..bak sosyete dünyasına, onlar nispeten beceriyorlar bu işin, kimin eli kimin götünde belli değil, kimse de kasmıyor böyle aşk-sevgi, o ne düşünür bu ne der diye..ohh mis...

sikicem duygusallıklarınızı..triplerinizi..

gidip porn0 izleyeyim bari bir posta, umduğumdan fazla romantizm oldu bu gece nilayla..bu havayı dağıtmam lazım..stockings, blondes, milf..bekleyin geliyorum..
bu gecelik benden bu kadar dostlar (:

takip edenlere teşekkürler, yorumlarınızı esirgemeyin, sizden reaksiyon gelince benim de yazma şevkim artıyor haliyle,

son bir şarkı daha vereyim, http://fizy.com/#s/1d4smt

hadiyin eyi geceler..
herkese iyi geceler panpalar,

bu gece 01 e doğru gelmeye çalışacağım ama söz vermeyeyim sonra sakatlık çıkılıyor biliyorsunuz (:
iyi geceler panpalar,

bu gece biraz geç gelebildim (ki genel özelliklerimden biridir ehehe)

5-10 dakikaya başlıyorum, bir kaç part atacağım
geldim, başlıyorum canlı canlı yazalım demi? (:
türkçe müzik istemiştiniz değil mi? hay hay ;)

http://fizy.com/#s/3xvlj8

... o gün okula da gittim, gitmedim değil..ama aklım, ruhum, kısacası kof bedenim hariç bütün duygum akşamüstü yapacağımız provada..

hayır, yani seyirci önüne çıkmıyorsun bir bok yok, çocuklar desen, tanıdığım adamlar zaten..ama yine de korkunç bir heyecan..felaket bir sabırsızlık..endişe..

allahım yardım et..yüzümü kara çıkarma..

ee öyle tenefüs arasında söylemeye benzemiyor demi tsigalko aga?... benzemez..

başta nilay ve alper olmak üzere epey gaz verdiler yine okulda, öğleden sonra ders bitince nuriş ile buluştuk, gitarı filan getirmiş yanında,

"iyi lan hadi havan oldu :p"

"yok be abi, hava için gitara ihtiyacım yok :p"

"ooo artize bak (: tıngırdattın mı bir şeyler?"

"öğle arası çaldım azıcık, enerjimi stüdyoya saklıyorum (:"

"iyi hadi bakalım..valla çok heyecanlıyım lan, kakam gelip duruyor, altıma sıçmam inşallah söylerken"

"hahaha abi benim de ayaklarıma filan üşüme geliyor böyle"

"ellerin de terliyor?"

"aynen aq, aga becerelim şu işi ya..adam izlemeye gelcek mi acaba?"

"sanmıyorum ya, ikinci provada gelir muhtemelen, şimdi biz bizeyiz"

ömerlerle söyledikleri yerde buluştuk, üç beş laflaştıktan sonra stüdyoya doğru yola çıktık. mekan belediyenin mekanı ama kiralıyor tabi, ayrıca kurslar filan da veriyorlarmış vesaire..

neyse girdik binaya, adamlar zaten müdavimlerden olan ilkay ve ömeri tanıyor, biz de tanıştık, hepsi genç bizim gibi, cana yakın çocuklar, bir tane kodaman bir abi var, biraz mininüs şöförlerine benziyor, meğer herif aranjör mü aranjöst mü bir bok varya, ondanmış, onla da tanıştık..aleyküm selam..

biraz da orada nefeslendikten sonra geçtik içeri, hayatımda ilk defa gördüğüm acayip teknolojik aletler var, bu kayıt kısmında devasa ekolayzırlar filan, oraları gördük, üstten yuvarlak mikrofon, normal mikrofon, bir de tuhaf uzun bir mikrofon var... hayatımda ilk defa gördüğüm enstrümanlar..ortalık acayip..iyi hadi, stüdyo tozu da yuttuk, şarkıcıyım desem karnım ağrımaz (:
şimdi tabi benim aklıma takıldı, böyle zart diye girip hemen başlayacak pozisyona gelince, meğer ilkay çoktan gidip randevusunu rezervasyonunu filan şeyetmiş..adam memurrr yaaa (: kardeşim benim (:

nuriş kendi gitarını aldı eline, ömer klarnetini, ilkay baterinin başına geçti..ben de salak salak bakınıyorum..ne yapıcam lan ben?

"abi mikrofonla mı yoksa çıplak mı şey edicez?"

güldü ibneler,

"geç abi mikrofona geç (:"

ne dalga geçiyonuz lan..sanki siz ananızın karnından hüsnü şenlendirici, lars ulrich filan olarak doğdunuz aq.. (:

"neyle başlayacağız? ne söyleyelim?"

nuriş ve ömer birer tane repertuvar kitapçığı getirmiş, hem sözler hem de notaları var şarkıların, ikisi de farklı farklı tabi..pratikte pek kullanmayacakmışız ama ilk aşamada, bilhassa benim şarkı sözleri ezberlerken epey işime yarayacak gibi..

baktık ettik hemen,

ben dedim,

"abi öyle iddialı bir şeyle başlamayalım bence, yavaş yavaş level arttırırız, güvenimiz yerine geldikçe coşarız"

"aynen kardeşim, slow bir şeylerle başlayalım, hem senin sesi yormaz hem de alışırız dediğin gibi"

ilkay sordu,

"solist bey, siz seçin, var mı gözünüze kestirdiğiniz (:"

bakındım biraz..sonra aklıma birden listede göremediğim ama sözlerini bildiğim..fazlasıyla iyi bildiğim bir şarkı geldi..

http://fizy.com/#s/16mbys nasıl dedim?"

bizimkiler bana baktılar, ömer,

"abi şimdi o parça iddiasız mı sence?"

"bilmem, söyleyebilirim gibi geliyor..benim ses rengime oturuyor diye düşünüyorum ama?"

nuriş gülümsedi,

"aga sen bunu hakkıyla söylersen eğer inan bana her şarkıyı söylersin (:"

"hadi be? olm benim içimden geldi de teklif ettim yani, iddiasını filan bilmem..istemiyorsanız başka seçelim.."

"yok yok..tamam abi, başlayalım bi bakalım..olursa eğer, ne mutlu zaten ;)"

"nurettin, sen girişi biliyorsun zaten, gitarla girersin, ilkay ritim verecek, ben de yer yer girerim klarnetle..bakıcaz bakalım ;)"

3-2-1...

ve başladık..

söylemeye başladım..

bu şarkı aklıma geldi,

bu şarkıyı seçtim,

çünkü pek çok şarkının aksine, bu şarkıyı dudaklarımla değil, yüreğimle söylerdim..söyledim..yüreğimin, paslı, kanlı, kararmış, ama yine de atan yüreğimin gücü yettiğince söyledim..

ve birisine, birilerine gitti o nameler..çınladı kulakları..biliyorum... çünkü ben de onlarla aynı anda hissettim..
ilk şarkıyı neredeyse hatasız, sanki canlı çalıyormuşcasına icra edince, keyifler yerine geldi, eller tokuştu..sanki ilk provamız, ilk şarkımız, hatta ilk şarkımız değilmiş gibi, sanki günlerdir, haftalardır antrenmanlıymışız gibi bir performans gelince, bizim takımın arasında gizli bir bağ ve uyumun oluşacağını anlamıştım..

böyle şeyler insana malum oluyor doğrusu..zaten aradaki elektrik iyiydi, şimdi bir de uyum da olunca, tadına doyulmaz olacak gibi..

tebriklerin ardından bir kez daha aynı şarkıyı çaldık, sonra bir kez daha... artık neredeyse kusursuzlaştırmıştık..eğer canlı söylerken heyecan yapmazsak, vurucu şarkılarımızdan biri olabilirdi gerçekten..

ama yine de yolun henüz çoook çok başındaydık..canlı müzik grubu dediğin, en azından 70-80 parçalık bir repertuvara sahip olmalı..biz daha bismillah, 1. şarkı...

hemen arkasından http://fizy.com/#s/1ai53i ı çaldık,

sonrasında ise http://fizy.com/#s/1ai07y i,

sonra yeterince slow takıldığımıza karar verip biraz daha tempo yapmaya karar verdik, şarkı arıyoruz..

yalnız namussuzlar öyle bir çalıyor ki, hele o ömer, yani arada ben o kadar kendimi kaptırıyorum ki, solist gibi değil de, sanki gaza gelip de eşlik eden dinleyici gibi söylemeye başlıyorum..hakikaten öttürüyorlar aletleri, o kadar hoşuma gidiyor ki, her becerdiğimiz şarkının ardında ağzım sırıtmaktan yırtılacak gibi oluyor, kapatamıyorum lan resmen, istemsizce geriliyor yanaklarım, mütemadiyen gülümsüyorum...

http://fizy.com/#s/3pvnta u çalmayı denedik, fena olmadı, ama tarkan gibi söylemek pek mümkün değil, ben de biraz daha arabeske kaydırdım, fena olmadı, nakaratta nurettin vokal yapacak ki o çoğul sesi, gazı verebilelim..ne yalan söyleyeyim bunu çaldık, epey keyif de aldık ama benim pek içime sinmedi..neyse, bakıcaz,

http://fizy.com/#s/13m6wv yi çaldık, çok güzel oldu lan..zaten ebru gündeşi de, şarkılarını severim, hatta ses rengimiz de benzer, onun çok daha az eğitimli ve elbetteki daha etkisiz halinin erkek versiyonunu düşünün,

ebrudan daha parça alıcaz böyle, klarnet filan iyi iş yapıyor zira,

biraz tempo düşürüp http://fizy.com/#s/1kedb8 ı çaldık, bu da fena olmadı,

bundan sonra zaten o dönemki repertuvarımızda olan şarkıları paylaşacağım partlarda, hem türkçe müzik dinlemiş oluruz, hem de nostalji olur demi gençler?

arada güncel de kaynatacağım değişiklik olsun diye, ama sonra "la bu şarkı o zamanlar yoktu ki?" gibi yaftalarla gelmeyin lütfen ;)
toplamda 10 kadar farklı şarkıyı çalmıştık ki mola verme ihtiyacı hissettik, iki saate yakın olmuş amk..zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız,

bir on beş yirmi dakika soluklanıp, bir saat daha çalışırsak yeterli olur diye düşündük,

5 şarkıyı daha halledeceğiz en az temizinden, ilk günden 15 parça fena değil, hatta ne fena değili lan, bildiğin süper * böyle iki kere daha gelsek en az 40 tane şarkıyı hafızaya atarız, beyin bedava!

içerden çıktık kayıt bölmesine doğru, ben gene o tuhaf cihazların başına gittim, kokpit gibi lan içersi, çok hoşuma gitti valla, ha dersen ki "hayatında daha önce hiç kokpit gördün mü?" e onu da görmedim ama, benzetme yapıyorum olm işte, niye bozuyorsun ki beni aq.. :p

elemanlarla laflaşıyoruz o ara, ilkayla muhabbeti olan çocuk sordu, ne iş gibisinden, grup mu kurdunuz diye, anlattık böyle böyle, iyisiniz filan dedi, kolaylıklar ve şans diledi,

tekrar girdik içeri, çelikten çaldık, kenan doğulu çaldık, ilhan irem in meşhur http://fizy.com/#s/12qrn9 sınu çaldık, bunu da içten söylerim ha, böyle bazı şarkıları söylerken, kendiniz de keyif alırsınız ya, ağzınıza takılır, sanki sahi sahi tadı varmışcasına tatlı gelir..

bir ilhanı çaldık öbürünü pas geçmeyelim dedik, http://fizy.com/#s/1ai1ql yi çaldık ama bunun sözlerini tam bilmediğim için biraz sıkıntı oldu, üzerine biraz çalışırsak güzel olur, sesim uygun, çocuklar da gayet çalabiliyor..

nihayetinde çalışmayı bitirip dışarı çıktığımızda hava çoktan kararmış, ekim sonu, kasım başına özgü o nemli, serin, ama bir o kadar da naif sonbahar geceleri kendini hissettirmeye başlamıştı..

bir şeyler yiyelim mi diye düşündük ama çok yorulmuşuz aq..valla pertimiz çıkmış, benim ses çatallaşmış, nurişin parmaklar kıpkırmızı, ilkay ter içinde..

en iyisi evlerimize dağılmak deyip bu güzel akşam için birbirimize teşekkür ettik,

"olacak beyler, harikaydık, aynen böyle devam, olacak ;)"
son bir part daha yazayım bu gecelik bitirelim panpalar, yarın iş var :/
http://fizy.com/#s/13051q

nurettinle laflaşa laflaşa eve yürüdük, birbirimizi motive ettik, ama harbiden bence de iyiydik lan..yani öyle olmasaydık fark ederdim, fark ederdik, insanın önce kendi içine sinmesi lazım zaten..

alt kata çağırdı beni de zorla, girdim, tolga da ordaymış zaten,

"ooo çalgıcılar geldiniz mi len (:"

"lan insan izlemeye gelir ibneler"

"olm okul var lan, ben sizin gibi kıytırık miyendislikler okumuyorum, inşaat okuyorum amk :p"

"sie ordan.."

"bir dahaki provayı hafta sonu yapın gelelim abi harbiden"

"bırak yeaa, ben dedikten sonra gelsen ne olur, kendiniz akıl edeceğğdiniz.."

"aga biz bilerek gelmedik ya heyecan yapmayın diye, şimdi alışmışsınızdır, bir dahakine tribünlerde yerimizi alıcaz söz :p"

yemeği orda yedik, gittim yukarda bir duş aldım, günlüğümü yazdım hemen, sonra indim aşağıda ps attık, yorgun yakaladı tabi ibneler, fena koydular o gece, eyvallah...

gece yine zorlandım uyumakta, ama bu sefer, pek çok seferkinin aksine, endişe ya da stresten değil, mutluluktan..

galiba beceriyoruz lan..eğer bu iş olursa benim o kadar büyük bir meşgalem haline gelebilir ki, vallahi geri kalan bütün sorumluluklarımdan feragat edebilirim çünkü bakıldığı zaman bu canlı müzik olayı, hem maddi, hem manevi yönden tamamen kazanca odaklı, yani hem para kazanacağız, hem sevdiğimiz bir şeyi yaptığımız için mutlu olacağız..karı kız durumları ise bonus olur, vallahi bak onu eğer birinci planda tutuyorsam top olayım..ben tamamen ilk söylediğim manevi kazanca odaklıyım, "mutluluk", "becerebilme"... yoksa ben diğer türlü işimi her türlü işimi her şekilde görürüm aq, bu güne kadar canlı müzik mi vardı yeaanii? (havanı sikeyim) (:

begüm mesaj attı, provan nasıl gitti bilmem ne diye, dedim erkencisin?

gece 1 de yatıyorum diye tavuk olmakla suçlandım..ee kızım, az sabahlamadım ben de ilk iki sene, kah neşeden kah kederden, az görmedim sıçtım mavisini..şimdi artık doydum uykusuzluğa, sen de hevesini al, sonra 12 den önce bile yatağa girmezsen adımı değiştiririm..

biraz onunla konuştuk, iyi gitti deyince tebrik edip "daha fazla uykusuz kalma bari :p" diyerek kibarca konuşmayı sonlandırdı, düşünceli kız, kıyamam sana ben..

nilay dan bir mesaj veya arama gelmedi, gerçi okulda elli kere başarılar diledi, ama ben yine de sonrasında da bir hal hatır sorma beklerdim..bilmiyorum, fazla şey mi bekliyorum?..

bir nilayı, bir begümü ve sıkı kalçalı arkadaşlarını, bir müzik geleceğimi düşünerek ve sonunda düşünmekten yorgun düşerek uykuya daldım..tuhaf rüyalar gördüm o gece..ceydayı gördüm gene, el ele tutuşmuşuz, beni koşturuyor,bir yandan da gülerek söyleniyor "ya acele etsene? kaçıracaksın?" koşa koşa bizim kantine giriyoruz..
bu gecelik benden bu kadar, takip eden panpalara iyi geceler, yorumlarınızı esirgemeyin, bir de çok küfretmeyin lan, kulak çınlamasından uyuyamıyorum ibneler :p

görüşmek üzere
iyi geceler panpalar, yazayım mı bu gece karar veremedim, buralardaysanız atalım bir kaç part?
selamlar panpalar,

iki bölüm dizi izleyip geleceğim, 01.00 gibi başlarız canlı yayına ;)
tekrar selamlar, dizileri bitirdim, bir şeyler atıştırıp 5-10 dakikaya başlayacağım, ilk part 20 dk içinde gelir :p
http://fizy.com/#s/1agv4y

..ne demiştim, bu yıl anlatacak çok şey var..ve edebiyata gerek yok..

fakat yine de benim hezeyanlarımı dinlemek zorunda kaldınız bir süre farkındayım, buna rağmen hızlı gittiğimi söyleyenler var..yoo dostum..hayır, daha başlamadım bile..

işte bu yüzden artık hikayenin gaz pedalına biraz yüklenip, bize lazım olan hıza gelme vaktidir panpalar... tali yolun sonuna geldik, otobana çıkıyoruz artık..

ikinci provamız 2 saat sürdü, ve mekan sahibi murat abi, dediğine göre ustaların başına sadece bir eleman bırakarak bile olsa gelmeyi başardı,
ve tabi dostlarımız da,

bizimkiler oradaydı, nilay, neco, alper ve tolga..ömer in kız arkadaşı gizem (gamze miydi lan yoksa) ilkayın iki arkadaşı, hepsi kah içerde kah bölmenin ardında, stüdyo çalışanlarının da geçirdiği en keyifli günlerden biri olsa gerek, çünkü gelenler boş gelmemişler, kuru pastalar, içecekler ve bolca muhabbet getirmişler..

çıkışta murat abi ile el sıkıştık, ertesi gün gidip parasal detayları ve programı konuşacağız, 4-5 gün içinde de kafemiz (evet, artık iyiden iyiye kafemiz oldu (:) yeni haliyle hizmete açılacak..

kendimi tesadüfen keşfedilen holywood yıldızları gibi hissediyorum... rüya gibi bir maceraya, ummadığım şekilde, ummadığım bir yola atılmış gidiyorum..
@ uykuda devrilen kamyon,

panpam video kayıtlarımız bile var (: unutulur mu o günler?
http://fizy.com/#s/3woyik

karakter analizi yapacaktım aslında biraz, malum uzun zamandır sınıfın ve iyi-kötü olduğum insanların son dönemki maceralarından bahsetmedik, ama hikayeyi biraz ilerletmek istiyorum bu gece, o yüzden onu biraz erteleyelim..

ertesi gün murat abiyle program hakkımda konuştuk, ücretimiz çok sorun olmadı, lan zaten ben şahsen söyleyebilecek olmama bile bir lütuf olarak bakıyorum, ama çaktırmıyorum tabi, yoksa üste para vereyim söyleyeyim yani :p

haftada 2 gün çıkıyoruz, perşembe ve cumartesi, ikişer saat, program başına her birimiz 30 kağıt alacağız ki bu haftada 60, ayda 240 lira yapar, senenin de 2006 olduğunu var sayarsak gayet makul bence, emeğimizin karşılığı işte ;)

programı belirlemek ise, burada bir çırpıda yazdığımın aksine, pek kolay olmadı, malum hepimiz farklı bölümler okuyup farklı hayatlar yaşıyoruz, e sonra kafenin de bir şedülü var sonuçta, onlar da kendilerine göre ayarlamak zorundalar filan..neyse, en nihayetinde, her iki taraf da bazı ufak fedakarlıklar yapmak suretiyle bu programı belirledik.

perşembe 8-10, cumartesi 10-12 çıkıyoruz, cumartesi bizden önce başka bir grup var, onlar 8 de açıyorlar, biz finali yapıyoruz, perşembe tam tersi, biz başlıyoruz, bir tane gitarist kız-solist oğlan ikilisi bitiriyor.

kendi adıma programıma baktığımda ise, kesinlikle bireysel anlamda bir şeylerden vazgeçmem gerektiği apaçık, yoksa daha 2. haftada nalları diker, dili dışarı sarkıtırım,

aq, haftada 4 gün kick boks, 2 hatta bazen 3 gün basketbol antrenmanı, zaman zaman haftada 1 günümü sosyal sorumluluk projesine ayırmam gerekiyor (şu tolgaların bulaştırdığı şey işte (: ) e sonra bir de kendime ayırmam gereken vakitler var, gezicez tozucaz, o ara karı kız, ders mers, uyku, yemek, okul, ödev, proje derken, geberir giderim..

programı ayarladıktan sonra gece kara kara bunları düşündüm..ulan hangi birinden vazgeçicen? çoğu beni ben yapan şeyler, hayatımın bir parçası olmuşlar, en zor zamanlarımda kaçış nokta, keyfim yerindeyken de hobim olmuşlar..ne bok yiyecem ben? (sosyallikten ölüyoruz, aman aman sevsinler (: )

"başın belada gibi" deyip güldü birisi,

odada yalnız olduğumdan emin olduğum için, konuşanın kim olduğunu anlamakta zorlanmamıştım..
http://fizy.com/#s/16lwh9

"yardım ister misin?" dedi tekrar gevrek bir sesle şeytan,

"gene beni gafil avladın..öyle zamanlarda geliyorsun ki reddedemiyorum bile"

"eeh, işim bu ;)"

"cidden, napıcam ben? sanki hiç birini bırakamam gibi geliyor..ama bırakmazsam da taşıyamayacağım kesin.."

"evet bütün aktivitelerini severek yaptığını biliyorum..zaten en çok şaşırdığım şeylerden biri de bu, hobilerine ve aktivitelerine bu denli sadık olan biri, konu insanlar olunca nasıl tam tersi, bu kadar sıkılgan olabiliyor, hayret (:"

"konuyu dağıtmayalım lütfen..yardım etmek istedin, buyur işte fırsat, ağzıma sıçman için bir başka yol daha"

":) iltifat ediyorsun tsigalko, ben her şeyi bizim için yapıyorum. peki, o halde şöyle düşünmeye başlayalım, öncelikle, sana maddi fayda verenler hangileri, bunu bir düşün?"

"parasal olarak mı? yani önceliğimiz bu mu amına koyim?"

"hayır, sadece eleklerden biri bu..söyle sen, hangileriymiş onlar?"

"yani..sadece müzik?..spor salonuna zaten ben para ödüyorum, bir yerlerde hatunlarla takılmaya kalksan, gene benden çıkıyor, diğerleri de ufak tefek masraflar içeriyor işte"

"iyi, o zaman müzik işini banko yapıyoruz, ki zaten bunu sen de istiyorsun..bunu takımın tottisi olarak kabul et, oyunu bunun üzerine kuracağız ;)"

"eheh..peki..kaç seçim hakkımız var peki?"

"bence 3 sorumluluğu rahat, 4 tanesini ise zorlanarak da olsa taşırsın gibi gözüküyor..pekala..elimizde basketbol, spor salonu, şu salak huzur evi ziyaretleri ve kızlar kaldı..ha tabi birde uyku-okul ikilisi var (:"

"uyku-okulu alıcaz mecbur..babam sikertir, onları sallayamayız.."

"hımm peki... sana en çok manevi tatmini sağlayan şey ne, ona odaklanalım şimdide..gidip morukların anılarını dinlemek mi? çemberden geçen bir üçlüğün filede çıkardığı ses mi? ya da kum torbasına vurduğun çıkan?... yoksa, güzel bir hatunun berbat esprilerine dahi attığı kahkahalar mı?"

cevaplaması en zor soru bu olmalıydı..
"bilemiyorum.. hepsi güzel.. yani.."

şeytanın ses tonu aksileşti,

"tsigalko... tsigalko... her şeyi ne için yapıyoruz biz?"

salağa yattım,

"ne içinmiş?"

"hufff... bazı hedeflerimiz vardı hani, bilmem hatırlıyor musun? yoksa bu çalgı çengi, olayları kafanı tamamen uçurdu mu?"

evet... kahretsin ki evet..

saplantı haline getirdiğim ve hala alınmayı bekleyen bir intikam var.. bunun içinse asla vazgeçemeyeceğim şeylerden biri şeytanın çizdiği rotada devamlı ilerlemek, ah evet.. elbette kızlardan bahsediyorum.. onlarsız yapamam.. hatta az önce kadroya dahil ettiğim seçimlerin tamamından daha önemli olan şey bu..olayın başladığı şey bu zaten? merkez bu?..olayların merkezi.. çıkış noktası..

"peki, kızlar..onları da alıyoruz..3 oldu.."
"bence yeterli, bunları ana hedefimiz için oldukça etkili bir şekilde kullanabiliriz.. insanlar, hiçte çalışkan bir tip gibi durmayan bu çocuğun, bunca sosyalliğe rağmen derslerinin iyi olmasını onun zekasına yorumlayacaklardır... "
"ya da hocalara sakso filan çektiğimi düşünürler ha? ne dersin?"
"hahaha, eğer amerikada filan yaşıyor olsaydın evet, o da gayet makul bir ihtimal olabilirdi (:"
"hah, tabi sen daha önce takıldığın için biliyorsun değil mi oraları? (:"
"çocuk... ben insanlığın var oluşundan bu yana, insanın ayak bastığı her yerde bulundum.. hatta basmadığı yerlerde bile! neyse.. konuyu dağıtmamamız gerektiğiniz söyleyen sendin.."

"peki bilen adam, ben diyorum ki, bence bir seçim daha yapabiliriz?"

"ve ben de diyorum ki, bu seni yorabilir, diğer hedeflerindeki performansını düşürebilir.. kızlarla konuşurken dili dolaşmak, şarkı söylerken detone olmak, derste uyumak istemezsin değil mi?"

"hadi ama, haftada 2 gün basketbol antrenmanının ne zararı olabilir ki? alt tarafı birer saat filan işte.."

"gidiş-geliş-duş-yorgunluk atma derken olur o 7-8 saat.."

"off.. yani diyorsun ki, müzik, dersler ve kızlar ha..bu mudur?"

"bence budur.. harika olacak.. insanlar hem aktivite yapıp hem de derslerde iyi olabildiğini görecekler.. hakkında güzel dedikodular yayılacak.. güzel reklam... inan bana yaptığın boktan sporlar ve o sikimsonik sorumluluk şeysinde gösterdiğin vicdani yanın kimsenin sikinde bile değil.."

"insanlar umursasın diye yapmadım ki onları, kendim için yaptım.."

"iyi işte, yine kendin için yapacaksın, ve bonus olarak, insanlar bunu umursayacak.. harika olacak tsigalko.. hatta bugün, kalan hayatının ilk günü bile olabilir... çok daha renkli ve eğlenceli bir hayatın.."
vay amk, ulan entry giremedim, bir kelime var, onu kabul etmiyor sözlük, boş entry çıkara çıkara bir hal oldum (:

sikildi bütün konsantrem ama olsun, iki part daha atacağım..
http://fizy.com/#s/1agn5b

şeytan haklıydı..

her ne kadar, beni en zor zamanlarımda kurtardığına inandığım şeylere ihanet ediyor gibi görünsem de, seçtiğim yolda ilerlemem için bazı ağırlıklarımdan kurtulmak zorundaydım..

düşmekte olan bir uçaktaki ağırlıkların atılması gibi..

ya da yükselme olan bir balondakilerin...

umarım uçak değilimdir, çakılmam,

balon değilimdir, patlamam...

ertesi gün hemen hafta başı, spor salonu işini halletmeye karar verdim,

hocaya çaktırmadan muhabbeti açayım dedim ama adam kurt, anladı direkt,

"ayrılmayı düşünüyorsun galiba ha tsigalko? (:"

"hocam..valla nasıl söyleyeceğimi bilemiyordum... anladınız sağ olun (:"

"ee iki seneye yakın oldu tsigalko, sende benim bir kardeşim, arkadaşım gibi oldun ;) peki iyi düşündün mü?"

"hocam..bırakmak istemiyorum aslında inanın, ama okul ağırlaştı bu sene, başka sorumluluklarım da oluştu (:"

hoca imalı imalı güldü, anlamış gözüktü,

"peki, peki.. (: ama ben yine de son bir kez düşün isterim, epey ilerlemişken yarıda kesmek..onca emeğin var"

"keşke hocam, olabilcek olsa zaten aklımdan bile geçirmem ayrılmayı"

"tamam o zaman, senin kararın tsigalkocum, yolun açık olsun demek düşer bana da ;)..bu ay ortasına hatta sonuna kadar gelebilirsin bu arada, sen 15 inden 15 ine veriyordun değil mi?"

"evet hocam ama ben mümkünse bugün son olsun diye düşünmüştüm"

"aa hadi ya..eh peki madem..ama tam verdin sen bu ay ücretini, hakkın boşa gidecek.."

"olsun hocam ya..ne yapalım sağlık olsun (:"

olmaz öyle şey deyip aylığın yarısını geri verdi, eh, ne diyeyim helal olsun, helali hoş olsun, neticede iki sene ter akıttık, muhabbetimiz oldu, bir şeyler paylaştık, vermeyen gene vermez, hele büyük şehirde, böyle büyük gym lerde, sikinde bile olmaz hocaların çoğu zaman..ama adam, harbi adam çıktı, ki zaten ben başından beridir iyi elektrik alıyordum, muhabbetimiz de iyiydi..eyvallah hocam..

böylelikle kick boks hayatıma açık kahverengi kuşakta son vermiş oldum, en azından şimdilik..

son antrenmanımı yaptım, son hazırlık müsabakalarımı, salondaki arkadaşlarımla ve hocamla vedalaştım, çantamı aldım..çıktım..

tatlı bir hüzün var tabi..bir yandan gülümsüyorum, çünkü güzel bir şey inşa etmişim, belki biraz yarım gibi ama olsun, yine de estetik duruyor karşıdan bakınca..

her hikayenin bir sonu var derler ya, eh, benim ernesto hoost luk hikayem de bu kadarmış işte (:
http://fizy.com/#s/1ahybj

aynı gün, ikinci ayrılık ağır gelir diye düşündüm,

ertesi güne bıraktım sosyal sorumluluk projesindeki takım liderimiz gökhan ı aramayı..

eve gidince diplomama baktım, kemerime ve kick boks kıyafetlerimi yatağımın üzerine serdim, sonra dayanamayıp giydim..gittim tolganın odasına, görünce şaşırdı, "ne bu la, kavgaya mı gidiyoz yakuza? (:" diye güldü, anlattım böyle böyle, hayırlısı olsun dedi, buna bir kaç hareket çektim odanın ortasında, "aferin çekirge" filan deyip alkış tuttu, kick bokscu selamı verip yeniden odama döndüm (:

ertesi gün, daha da zor oldu benim için, gökhanla sitem dolu bir konuşma yaptık, "kardeşim, daha çok güzel etkinliklerimiz vardı, konferanslar, piknikler... " kibarca savuşturdum son çabalarını, "mecburum" dedim, "üzgünüm" dedim... öyleydim hakikaten de..

o akşamüstü basketbol antrenmanına geç gittim bilerek, çakma ergin atamandan fırça yedim, böylece atar yapmak için fırsat doğdu bana da, valla bak, bilerek planladım yani, çünkü bu hoca "hocam ben ayrılmak zorundayım bıdı bıdı vık vık" dan anlamaz, zorla devam ettirir adamı, o yüzden kavga ederek ayrılmam lazım mutlak surette (:

güya bozulmuş bir genç adam olarak salondan sinirle çıktım kısa bir tartışmanın ardından, yani bir nevi istifamı asla kabul etmeyecek bir patronun, beni kendi eliyle kovmasını sağladım, çıktığımda ise gülüyordu..evet, okul takımında bir daha sikseler oynayamam belki, ama ben, bulduğum en ufak boşlukta, elimde basket topum, bizim evin biraz aşağısındaki belediye parkında yine üçlük sallıyor, turnike çeşitleri deniyor olacağım..

ve böylelikle, iki gün içinde, bana artık zahmet vereceğine inandırıldığım bütün sorumluluklarımdan feragat etmiş bulunuyordum..

iki sonra ilk canlı performansıma çıkacağım..okuma bayramında söylediğim haluk levent şarkısını ve lisede kurduğumuz sikimsonik ergen grubunu saymazsak, bu ilk adam gibi canlı performansım olacak..masaja filan ihtiyacım var beyler..gerginim lan..

çarşamba günü begüm geldi, dedi böyle böyle, takımdan ayrılmışsın üzüldüm filan..

lan amk sen ne ara duydun hemen? bu milletin de ağzı durmuyor ha, hemen yayın anasını satayım, hatta "hoca sikti tsigalkoyu, koydu postayı" diye anlatın..çok da sikilaçi..

dedim işte ben zaten ayrılmak istiyordum, bu aralar programım yoğun..

bu "ne bu kadar yoğunluk yaratan şey?" diye ısrar edince canlı müzik olayını anlatmak zorunda kaldım, aslında bizim çocuklar haricinde kimseye söylemek niyetinde değildim ilk seferim olduğu için, hani sıçarsak da, yabancıya karşı sıçmayalım..

lan bu demesin mi, "ayy süper ya, kızlarla kesin geliyoruz, yarın 8 de demi??" diye..yandık anasını satayım..ya rezil olacağız, ya ihya..

öyle böyle derken, perşembe günü geldi çattı,

öğleden sonra dersim bitti, okuldan çıktım, nilay bir şeyler ısmarlayayım sana dedi, iyi dedim, gittik pizza yedik, bu gene beni rahatlatmaya çalışıyor, provada süperdiniz, zaten hepinizin alt yapısı, tecrübesi var filan diyor..ne altyapısı var aq, ilk yağmurda sel basar o alt yapının üstündeki mahalleyi..dua edelim de hava açık olsun..

perşembe akşamı, saat 6 gibi günlüğümü yazmış, sonuna bol soru işaretli, kaygılı, bir o kadar da umut dolu cümleler bırakmış, kıyafetlerimi seçmiş, kendimi sakinleştirmek için call of duty oynamaya başlamıştım (harika bir yöntem değil mi?)..

eninde sonunda o neon ışıklı, loş sahneye çıkacak, kah hüzünlü şarkılarla yumuşatacak, kah gazı verip coşturacaktık... belki de kimse siklemeden muhabbetini yapardı kendi arasında? öyle daha iyi olur muydu sanki? ha?..yok lan..o zaman da güzel çalarsak boşa gider..

olsun..ne olursa olsun..dinlesinler bizi..dinleyecekler... dinleteceğiz abi kendimizi..

ı have a dream ulan..

kabusa dönüşmesin... lütfen..
bu gece de benden bu kadar dostlar, kısmetse yarın gece devam ;)
selamlar panpalar,

diziyi bitirdim sonunda amk, geliyorum bu gece ;)